http://carmencafe.blogcu.com/Mediapartners-Google* carmen cafe de 1001 çeşit konu... - Blogcu




carmen cafe de 1001 çeşit konu...

27/5/2009 - red bull öldürüyordu!!

Kategori: Saglik
Red Bull ile 45 kilo verdi, kalp krizi geçirdi

Sekiz ayda Red Bull’la 45 kilo veren kadın ölümden döndü

Sekiz ayda Red Bull’la 45 kilo veren Brooke Robertson, kilo kaybının ardından mide ve bağırsak ağrılarıyla hastaneye kaldırıldı. Genç kadın hastanede kalp krizi geçirdi.

YENİ Zelanda’da yemek yemeden yalnızca enerji içeceği Red Bull içerek 8 ayda 45 kilo verdiğini öne süren bir kadın kalp krizi geçirdi. Auckland şehrinde yaşayan 23 yaşındaki Brooke Robertson doğum yaptıktan sonra aldığı kiloları vermek için iştahını bastırmaya yardımcı olduğunu fark ettiği Red Bull’u içmeye başladı. Her gün hiçbir şey yemeden 10-14 kutu Red Bull tüketen kadın 8 ay içinde 102 kilodan 57 kiloya düştü. Ancak ailesinden gizli olarak sürdürdüğü bu rejim, genç kadının başına bela oldu. Şiddetli mide ve bağırsak ağrıları çeken, panik ataklar geçirmeye başlayan ve uyuyamayan Robertson sonunda kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Hayatı boyunca kalp sorunu yaşamak zorunda olan kadın şimdi bu alışkanlığından kurtulmak için mücadele veriyor. Red Bull üreticileri ise içeceğin bağımlılık yapmadığını öne sürüyor.

Red Bull Cola’da kokain tespit edildi

Almanya’da piyasaya çıkan “Red Bull Cola” içinde kokain kalıntıları bulunmasının ardından 6 eyalette raflardan toplatıldı. İçeceğin satışının ülke çapında yasaklanması da gündemde. Yasaklar, geçen cuma günü Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki sağlık yetkilileri tarafından yapılan testin içeceğin her litresinde 0.4 mikrogram kokain bulunduğunu ortaya çıkarmasının ardından başladı. Diğer 5 eyalet de uyuşturucu yasalarına aykırı olduğu endişesiyle içeceği yasakladı.

www.gazetevatan.com



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2009 - fast food daki tehlike!!

Kategori: Saglik
Fast food zeka geriletiyor
ABD’li bilim adamları, aşırı fast food tüketmenin öğrencilerin zekasını olumsuz etkilediğini ortaya
 

 


Tennessee eyaletindeki Vanderbilt Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalara göre ortalamanın üzerinde fast food ve abur cubur gıda tüketen çocukların akademik başarısı okul arkadaşlarına göre daha düşük oluyor. Uzmanlar, araştırma için 10 ve 11 yaşlarındaki 5 bin 500 öğrencinin beslenme alışkanlıklarını ve okuldaki performansını inceledi. Öğrencilere haftada kaç kez fast food restoranlarında ya da abur cubur yedikleri soruldu. Bunların yüzde 54’ünün hafta 1-3 kez, yüzde 10’luk bir bölümünün 4-6 kez, yüzde 2’nin ise günde 4 ya da daha sık yediği ortaya çıktı.

Notları düşüyor

Bunun ardından çocuklara sözel ve sayısal testler yapıldı ve test sonuçları karşılaştırıldı. Haftada 4-6 kez fast food ve abur cubur yiyen yüzde 10’luk grubun sözel sınavlarda 100 tam not olmak üzere hesaplanan ortalamadan 6.96 puan daha düşük not aldığı belirlendi. Bu gıdaları her gün yediğini söyleyenlerde bu sayı 16.07 çıktı. Yüzde 2’lik aşırı fast food tüketen grubun ise 19.34 puan düşük aldığı gözlendi. Sayısal testlerde de benzer sonuçlar elde edildi. Haftada 4-6 kez fast food tüketenler ortalamadan 6.55 puan, her gün yiyenler 14.82, günde en az üç kez abur cubur ve fast food tüketenler ise 18.48 puan daha düşük not aldı. Genel olarak ortalamanın üzerindeki fast food tüketiminin sözel testlerde 12.79, sayısal testlerde 12,35 puan düşük not almaya yol açtığı belirlendi. Araştırmayı yürüten uzmanlardan Kerri Tobin “Fast food restoranlarında servis edilen gıdalar çocuklarda kavrama zorluklarına yol açabiliyor, bu da öğrencilerin notlarını olumsuz etkiliyor” diye konuştu.
www.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/5/2009 - Prof. Dr. Erkan Topuz dan Kanser için 1K-5Y kuralı

Kategori: Saglik
kimi onun açıklamalarına şiddetle karşı çıkıyor, kimi ağzından çıkacakları öğrenmeyi merakla bekliyor. Onkoloji alanında yaptığı çalışmalar ve sıra dışı açıklamalarıyla tanınan Prof. Dr. Erkan Topuz’u konuşmaya ikna etmek kolay değil... Ama Medical Park Göztepe Kanser Hastanesi ekibinin çalışmaları sonuç veriyor, direktörleri Prof. Dr. Erkan Topuz bizimle buluşmayı kabul ediyor. Ünlü hoca tepki alacağını düşünse de anlatıyor: “Yaradana inanmak önemli. Tanrı öyle yaratmıştır ki, kanser tedavisinde en önemli şey inançtır.”


Dünyada 2025 yılında 1 milyara yakın kanser hastası olacak diyorsunuz? Neden bu kadar artacak?
Sigara en önemli sebep. Ardından alkol, toprak kirliği, hava kirliliği ve gıda kirliliği geliyor. Sanayi devriminden sonra dünyada bütün kimyasallar bilinçsizce tüketilmeye başlandı. Bu kimyasallar havamıza, toprağımıza dolaylı olarak gıdalarımıza geçti. Çok bilinçli olarak acil tedbir almak gerekiyor.

Nedir bu tedbirler?
Binlerce tedbir var. Anne karnından başlamak lazım. Eğer çocuğun annesi, babası çok miktarda sigara ve alkol tüketiyorsa kanser riski artar. Çocuk rahme düştükten sonra, 6 ile 8 hafta boyunca anne organik beslenirse çocuğun kansere yakalanma riski düşüyor. Dünyanın en faydalı gıdası anne sütü ama anne sütünde bile 70 tane kimyasala rastlanmış. Bu yüzden çocukların beslenmesi çok önemli. Özellikle ailede daha önce kanser olmuş aile bireyleri varsa. Bir defa çocuk katı yağla beslenmemelidir. Şimdi bunu söyledim diye beni mahkemeye vermeye kalkarlar onun için hemen ilave edeyim. Trans yağ ihtiva eden yağlar tüketilmemelidir. Ama birinci seçeneğimiz zeytinyağıdır, ondan sonra soya yağı gelir.



Son dönemde tereyağına bir dönüş var...
Trabzon yaylalarında beslenmiş bir inekten alınan sütün tereyağını tüketebilirsiniz. Margarin tavsiye etmiyoruz. 1 K-5 Y kuralını tavsiye ediyoruz.


Marmara’da küçük yüzey balıklarını tercih edin


Nedir 1 K-5 Y kuralı?
Çocuklar kırmızı eti bir yiyorsa, beş yeşil yiyecek. Balık önemli bir kanser koruyucusudur ama şimdiki balıklarda da kimyasallar var. İstanbul’da dip balıklarının yüzde 80’inde ağır metaller, kanserojen maddeler vardır. Barbut, kefal, istiridye, karidesten Marmara’daysanız kaçının. Yüzey balıklarını yiyebilirsiniz; çinekop, hamsi, istavrit. Genellikle küçük balıkları tercih edin. Karadeniz’de Tuna Nehri bütün Avrupa’nın pisliğini Karadeniz’e akıtıyor. Buradaki balıklar da kirlendi...

Yağlar konusunda açıklamalar var... Ne öneriyorsunuz?
Meme kanseri için zeytinyağı ve soya yağını karışık tüketmeyi öneriyoruz. Onun dışında fındık yağı, kanola yağı da faydalıdır. Omega 3 ihtiva eden yağlar, balık önemlidir.

Yemeğimizi nasıl pişirelim?
Yemek eğer bir saatte pişecek bir yemekse 3 saatte pişirelim. Kısık ateşte pişirelim. Böylece kimyasallar kanserojene dönüşmez. Fırında pişen yemeği ve haşlamayı tercih edin. Balıkların kabuklarını da atın, yemeyin.

Kanserden korunmak için en çok tüketilmesini ve tüketilmemesini önerdiğiniz gıdalar hangileri?
Yoğurt yiyin ama probiyotik yoğurt. Bütün uzun yaşayan insanların en çok tükettiği madde yoğurttur. Annesi yesin ki çocuk da yesin. Çocuklar organik süt bulursa içsinler. Rafine olmuş gıdalardan kaçınalım. Beyaz şeker, beyaz un ve tuzu az tüketelim. Rafine olmamış, buğday, arpa, çavdar gibi ekmekleri tüketelim. Her meyveyi mevsiminde tüketelim. Hormonlu gıdalar erken gelişmeye sebep olur. Erken adet görmek kanser için risk faktörüdür.

Siz kanser tedavisinde inancın önemli olduğunu da vurguluyorsunuz... Nasıl bir etkisi var?
Evet, yapılan çalışmalar göstermiştir ki bu psikolojik yaklaşım, yani hastaların güçlü bir inanç sisteminin olması, yaradana inanması sonra doktora inanması önemli. Bunları söyleyince adımız başka şeylere çıkıyor. İnanç bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki bağışıklık sistemi güçlü olan kazanır. Ailesinin ve çevresinin ona çok güzel moral vermesi lazım. Bunları söyleyince “Aman doktora bak!” diyorlar ama desinler anasını satayım! Tanrı öyle yaratmıştır ki kanser tedavisinde en önemli şey inançtır, ikincisi doktora inanmaktır, üçüncüsü aile sevgisidir. Bunlar hastayı moralli tutar. Gördüm ki kanserle mücadelede çok daha iyi başarı sağlarlar, tedaviden çok daha iyi netice alırız.


Koyu kırmızı ve koyu yeşiller kanser riskini azaltır

Betakaroten içeren gıdaların başında domates, koyu kırmızılar, koyu siyahlar ve koyu yeşiller var. Koyu kırmızı ve yeşil tükettiğimiz taktirde kanser riskinin azaldığı dünyanın en büyük meme kongresinde anlatıldı.

Kanserden koruyan gıdaların başında kuru fasulye, yeşil mercimek, bezelye, nohut, bakla gelir. Haftada 2-3 kere bunların tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Özellikle yeşil mercimek.

Meme kanserinde en önemli koruyucu gıdalar şunlardır: Brokoli, karnabahar, beyaz lahana, kırmızı lahana, semizotu, kırmızı turp, enginar, bezelye ve diğerleri... Ama brokoliyi tükettiğimiz zaman kesinlikle çiğ ya da buharda pişirip tüketmeliyiz. Karnabahar varsa brokoliyi ikinci planda tutabilirsiniz. Hatta riskli olan gruplarda, brokoli, lahanana ve beyaz lahananın -tiroid şikayeti yoksa- birer avuç suyunu sıkıp içebilirsiniz. Bunların kanserden koruyuculuğu ispat edilmiştir.


En yüksek antioksidan fındığın iç kabuğundadır

Kara kayısı, kara üzüm, kara erik... Bunların tazesini veya kurusunu tüketmelisiniz.
Ceviz, fındık, fıstık, bademi kabuklu almalıyız, kendimiz kırıp yemeliyiz.
Fındığın kabuğunu kırdıktan sonra üzerinde kahverengi bir kabuk vardır. Yapılan son çalışmalar en yüksek antioksidanların burada olduğunu göstermiştir. İlk defa söylüyorum fındığı kırıp üzerindeki yumuşak, ince kahverengi kalan kabuğuyla birlikte yiyin.
Zerdeçal, tanrının insanlara verdiği en önemli koruyucu maddelerden biridir. Turmelik, beyaz zerdeçal dediğimiz ya da sarı safran dediğimiz baharat anti-anjiyotik etki yapıyor. Yani biz turmelik aldığımız zaman korunmuş oluyoruz.
Panax Ginsenk, zencefil, yeşil çay, soya yağı, zeytinyağı.... Bunların yanı sıra kara hindibağ, rezene, biberiyenin tedavi sırasında çok güzel etkileri var. Bunlar dünyada doğrudan doğruya topraktan gelerek tedaviye yardımcı oluyor.
Bakır en büyük anjiyogenetik madde. Bakır kanseri azdırıyor. Bakır küpe takmayın, bakır su borusu kullanmayın, çünkü anjiyogeninizi artırır. Bazı gıdalar vardır ki tümörü engeller, bazıları da vardır ki artırır.
Beyaz şeker kanserin en büyük sebebidir.


Çocuklara haftada iki kez baklagil yedirmelisiniz

Okula giderken çelik sefer tası hazırlayalım. Zaten mutfaklarda porselen, cam, çelik kaplar tercih edin. Ama çelik kaplar krom ve nikel ihtiva etmemeli. Toprak kapların az sırlı olanını tercih edelim.
Çocuğun sırt çantası plastik olmasın. Bez olsun ya da keten olsun. Ayakkabısı PVC ihtiva etmeyen maddelerden yapılmış olsun. Çocuğu sentetik giysilerden koruyalım. Önlüğü keten olsun, pamuklu olsun. Pamuk bile organik olsun.
Haftada 2 defa baklagil yedirmeliyiz. Mutlaka mercimek yemeli.
Çocuklara fast food yedirmemeliyiz. Fast foodçular isyan etmesin. Yiyeceklerin yanına büyük bir tabak salata koyarlarsa fast foodun zararını önleyebilirler. Çocuklarınızın canı çok çekerse ayda bir ya da 2 haftada bir fast food yedirebilirsiniz. Ama fast foodçular yanında büyük bir çanak içinde yeşillik vermeli. 50 bin kere söyledim yeşili artırsınlar.


Kanserle ilişkisi merak edilenler...

Yoga, namaz ve meditasyon tedavi sürecine yardımcı oluyor
Tamamlayıcı tıp dediğimiz şey yalnız gıdayla ilgili değildir. Ruhsal ve bedensel yaklaşımdır. Meditasyon, dans terapisi, gülmek, şarkı söylemek tamamlayıcı tıpta ruhsal ve bedensel yaklaşımla ilgilidir. Meditasyon dediğimiz zaman bunun içine namaz da girer. Yani doğrudan doğruya kendini yaradana odaklamak... Bu kanseri tedavi etmez ama tedavide daha iyi sonuçlar alınır.
Hasta yoga yaparak ve namaz kılarak kendini dış etmenlerden psikolojik olarak korur, toparlanır. Ruhi güç her zaman için bağışıklık sistemini güçlendirir. Kahkaha atmak, gülmek çok faydalıdır. Bundan 5 bin yıl evvel, Mezopotamya’da çaresiz hastaları komik maskların önünden geçirirlermiş, kahkaha atsın diye... 400 sene evvel bile gülme tedavisi varmış.


Müzik bağışıklık sistemini güçlendirir

Bütün araştırmalar klasik müziğin hastada bağışıklık sistemini güçlendirdiği gösterdi. Gürültülü çalışmalar, gürültülü ve üzüntülü müziklerden kaçmalıyız. Ruhumuzu dinlendirecek neşeli veya klasik müzik dinlemeliyiz. Bu bitkilerde de ispatlanmıştır. Klasik müzik dinleyen çiçekler daha sağlıklı büyür. Bu insanlar için de geçerlidir. Hastalar müzik dinlesin ama gürültülü, rahatsız edici ve hüzünlü müzikten kaçsınlar.


Güneşe çıkış saatlerinizi şaşırmayın

Ozon tabakası yırtıldığı için güneş direkt olarak içeri giriyor. Bu yüzden cilt kanseri arttı. Onun için aklınızı başınıza toplayın. 12.00’ye kadar sonra da 16.00’dan sonra denizinize girin. Tarım Bakanlığı’ndan onaylı güneş koruyucu kremleri kullanın. Direkt olarak güneşte kavrulmayın. Gölgenin boyu sizin boyundan kısaysa güneşe çıkmayın.


Akupunktur ve hipnoz kemoterapideki mide bulantısını geçirir

Akupunkturun da tamamlayıcı yeri vardır. Kemoterapi sırasındaki bulantılara mani olur. Ateş basması, ter basmasını engeller. Bunlar araştırmalarda gösterilmiştir. Ama akupunktur hiçbir şekilde tedavi etmez. Sadece hastanın psikolojik durumunu düzeltir. 1975 yılında Amerika’da ve İngiltere’de kabul edilmiştir. Hipnoz hastanın psikolojisinde düzelme sağlar, kemoterapiye tahammülünü artırır.

www.gazetevatan.com

Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2009 - zayıflamak için bu ay ne yiyelim?

Kategori: Saglik
Prof. Dr. Maranki hangi ayda hangi besinlerle zayıflanacağını açıkladı

OCAK
Balık: Kefal, tekir,kırlangıç, istrongilos, levrek,


Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanası, brokoli, havuç, pırasa, ıspanak, pazı, kara turp, kırmızı turp
Meyve: Elma, nar, portakal, armut, ayva, greyfurt
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Sebze ve etsuyu ile hazırlanan çorbaları sofranızdan eksik etmeyin. Hareketsiz geçirilen soğuk kış günlerinde çorbalar bağırsak sisteminizi düzenler.Soğuk havalarda vücuda direnç veren balık ve baklagiller de en çok tüketilmesi gereken besinlerdendir.

ŞUBAT
Balık: Uskumru, istavrit, lüfer, palamut, tekir, kefal, kalkan, gümüş balığı,
Sebze: Brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, pazı, ıspanak, pırasa, pancar, defne yaprağı, havuç, turp.
Meyve: Elma, portakal, muz, armut, greyfurt, ayva.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kansere karşı etkili lahanagilleri (lahana, brüksel lahanası, karnabahar ve brokoli) sık sık tüketin. Bol beta-karoten içeren havuç ile salata, zeytinyağlı yemek ya da havuç suyu hazırlayın.

MART
Balık: Levrek, kalkan, kefal
Sebze: Ispanak, havuç, pırasa,kırmızı turp, brokoli.
Meyve: Elma, muz
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Mart, yaza hazırlanılan aydır. Hafif beslenmeye ve diyet yapmaya başlamanın tam zamanıdır. Mart, aynı zamanda ilkbahara geçiş yapılan aydır. Bu sebeple hafif ve bir o kadar da direnç veren besinleri tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Balık, ızgara et, sebze ve meyveler bol tüketilmelidir.

NİSAN
Balık: Kalkan, kılıç, kırlangıç, tekir, barbunya
Sebze: Taze soğan, taze sarımsak, kuşkonmaz,taze kekik, bakla, marul.
Meyve: Can erik
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kuzu etinin en taze ve lezzetli zamanıdır. Bu aylarda et olarak kuzu eti tercih edilmelidir. Sütlü hafif tatlılar yiyin. Sabah kahvaltılarında ve geceleri yatmadan evvel bir bardak süt içmelisiniz. Hafif ama sağlıklı beslenip ve açık havada düzenli yürüyüşler yaparak fazla kilolarınızla vedalaşabilirsiniz.

MAYIS
Balık: Barbunya, levrek, kılıç, kırlangıç, dilbalığı,
Sebze: Enginar, bakla, madımak, semizotu, papatya, ebegümeci, domates, salatalık.
Meyve: Çilek, yeşil erik, malta eriği, dut.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Çilek kısa ömürlü bir meyvedir. İçeriğinde bulunan zengin vitaminler (özellikle C vitamini) ve mineraller sayesinde ani enerji vererek, geçiş mevsiminde ortaya çıkabilen yorgunluk belirtilerini gidermektedir.

HAZİRAN
Balık: Mercan, levrek, barbunya.
Sebze: Enginar, taze patates, taze fasulye, bakla (ayın ortasına kadar), bezelye, kabak, patlıcan, sivribiber, domates, salatalık, kuzu ıspanak, semizotu, rezene, marul, üzüm yaprağı, taze soğan, taze sarımsak, dereotu, dolmalık biber, çalı fasulyesi.
Meyve: Kiraz, yeşil erik, malta eriği, kayısı, şeftali, dut.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kısa ömürlü dut ve kiraz bu ayda bol bol tüketilmelidir. Her ikisi de zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.

TEMMUZ
Balık: Sardalye, barbunya, tekir, ıstakoz, böcek, pavurya.
Sebze: Domates, salatalık, bezelye, dereotu, kum havucu, taze fasulye, kuzu ıspanak, kabak, patlıcan, semizotu, sivribiber, dolmalık biber, çalı fasulyesi, barbunya fasulyesi.
Meyve: Kayısı, şeftali, kavun, sarı erik, karpuz, ahududu, vişne.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Semizotu, balıktan sonra en çok omega-3 içeren sebzedir. Vücut tarafından üretilmeyen bir yağ asidi olan Omega-3, kalp hastalıklarına, zihinsel karışıklığa ve bunamaya karşı ekilidir.

AĞUSTOS
Balık: Çingene palamudu, mercan, kılıç, sardalye.
Sebze: Domates, salatalık, patlıcan, dolmalık biber, çarliston biber,sivribiber, taze fasulye, barbunya fasulyesi, kabak, mısır, kırmızı salçalık biber.
Meyve: Kayısı, kavun, kırmızı erik, şeftali, vişne, böğürtlen, karpuz, incir, mürdüm eriği, üzüm.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Yaz meyve ve sebzelerinin en olgun zamanıdır. Bol meyve yemelisiniz. Bunun yanısıra balık, zeytinyağlı sebze, hafif soslu makarnaları günlük öğünlerinize paylaştırın.

EYLÜL
Balık: Palamut, lüfer, kılıç, sardalye, kolyoz, kırlangıç.
Sebze: Mantar, patlıcan, mısır, pazı, biberiye, barbunya fasulyesi,kabak, dolmalık biber, kırmızı salçalık biber.
Meyve: Mürdüm eriği, fındık, kavun, karpuz, incir, üzüm.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Eylül, kışa hazırlık ayıdır. Vücudu soğuk mevsime hazırlamak gerekir.Bol balık, sebze, meyve ve makarna gibi enerji verici karbonhidratlar ağırlıklı beslenin. Mürdüm erik ve fındığı her gün belli bir miktar tüketmeye özen gösterin.

EKİM
Balık: Palamut, lüfer, istavrit, barbunya, kılıç, mercan, sardalye.
Sebze: Mantar, fındık, ceviz, ıspanak, yerelması, pırasa, lahana,kıvırcık salata, kırmızı turp, karnabahar, havuç.
Meyve: Armut, ceviz, üzüm,elma, greyfurt, mandalina, muz.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Ekim ayında omega-3 içerikli cevizin tam zamanı. Cevizi bu aylarda bol bol tüketin. Ayrıca mantarlı nefis yemekler pişirebilirsiniz. Mantar, balık, et ve sebzelere çok yakışır. Mantarı ızgarada üzerine peynir serperek pişirip kahvaltıda da yiyebilirsiniz.

KASIM
Balık: Mezgit, ringa
Sebze: Balkabağı, kabak, lahana, kereviz, pırasa, yerelması, havuç,ıspanak, karnabahar, pazı.
Meyve: Ceviz, kestane, üzüm, elma,muz, mandalina, nar, armut, kivi,greyfurt, Trabzon hurması.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Kasım ayında balkabağından bol bol yararlanın. Çorbası, tatlısı ve pastası ile nefis lezzetler hazırlayabilirsiniz. Balkabağını ayrıca etli sebze yemeklerine de ilave edebilirsiniz. İçerdiği bol beta-karoten sayesinde kansere karşı etkili bir sebze.

ARALIK
Balık: Levrek.
Sebze: Balkabağı, lahana, yerelması, pırasa, brüksel lahanası,karnabahar, ıspanak, kereviz, havuç, pazı, kara lahana.
Meyve: Elma, mandalina, portakal, nar, armut, muz, kivi, kestane,greyfurt, ayva, Trabzon hurması.
Bu ay sofranızdan eksik etmeyin:
Soğuk algınlığı hastalıklarına yakalanmamak için sağlıklı beslenin.Portakal veya greyfurt suyu için. Ispanak, baklagil, et, yoğurt, muz,elma ve kuruyemişleri bol tüketin.

www.gazetevatan.com

Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2009 - sakın sıcak çay içmeyin!!

Kategori: Saglik

Bu haber hepimizi çok ilgilendiriyor!

Bu haber hepimizi çok ilgilendiriyor!


British Medical Journal: Çay ve kahveyi çok sıcakken içmeyin. 5 dakika soğumasını beklemek hayatınızı kurtarabilir. Çayı ve kahveyi 70 dereceden sıcak içmek kanser riskini 8 kat arttırıyor.
Times gazetesi haberi şu sözlerle duyurdu: "Taze demlenmiş çaydan ilk yudumunuzu almak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz. Ancak sadece 5 dakika sabretmek hayatınızı kurtarabilir. Araştırmacılar içecekleri aşırı sıcak içme alışkanlığının özefagus yani yemek borusu kanseri ile bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.
Buna göre çayı 70 dereceden sıcak içmek, bu hastalığa yakalanma riskini 8 kat arttırabiliyor. Yemek borusu kanserine Avrupa ve Amerika'da genelde sigara ve alkol tüketimi neden oluyor. Ancak tıp dergisi British Medical Journal'da yayımlanan araştırma, içki ve sigara tüketiminin çok düşük olduğu İran'ın kuzeyinde de, bu hastalığın çok sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu bölgedeki insanların çayı çok sıcak içtikleri belirlendi.

Çayı en sıcak haldeyken (70 derece ve üzeri) içmek kanser riskini 8 kat artırıyor. Çayı 2 dakika soğumasını bekledikten sonra içmek kanser riskinin 5 kat artmasına sebep oluyor. Kanser riskini ortadan kaldırmak için en az 5 dakika bekletilmeli.

www.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/3/2009 - kırmızı et öldürüyor!!! dikkat!!

Kategori: Saglik
 
Kırmızı et sizi gerçekten öldürüyor!
Kırmızı et ve işlenmiş et (salam, sucuk, jambon, sosis vs.) tüketimi konusunda şimdiye kadar yapılan en geniş araştırmanın sonuçları yayımlandı. Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü ve North Carolina Üniversitesi tarafından 545 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre günde 100 gram kırmızı et tüketen birinin kalp hastalığı, kanser ya da benzeri bir hastalıktan ölüm riski haftada 150 gram tüketen birine göre yüzde 50'ye varan oranda daha yüksek ölüm riskine sahip.
Kırmızı etçiler ayaklandı
Araştırmayı yapan uzmanlar: "eğer insanlar daha az kırmızı et yemiş olsaydı, ya da kırmızı et yerine tavuk ve balık yeseydi erkeklerdeki ölümlerin yüzde 11'i, kadınlardaki ölümlerin yüzde 16'sı engellenebilirdi!"
Kırmızı etçiler araştırma sonrası ayaklandı: Bu çalışma hatalı, kırmızı et sağlıklı beslenmenin en önemli parçalarından biridir.
İşte o sonuçlar
50 ile 71 yaş arasındaki 545 bin kişiyi 10 yıl boyunca izleyen uzmanların ulaştığı sonuçlar şöyle:
- Bu 10 yıllık süre içinde 70 bin ölüm gerçekleşti. Bu ölümlerin büyük bir kısmı kırmızı eti en çok tüketen grupta meydana geldi. Kırmızı et tüketimini haftada 150 gramla sınırlayıp, onun yerine balık ve tavuk tüketmiş olsalardı bu ölümlerin erkeklerde yüzde 11'i, kadınlarda ise yüzde 16'sı engellenebilirdi.
- Günde 100 gram kırmızı et tüketen bir erkeğin, haftada 150 gram kırmızı et tüketen birine göre kanserden ölüm riski yüzde 22, kalp hastalığından ölüm riski yüzde 27 daha yüksek. Kadınlarda ise aynı tüketim oranları sonucu kanser riski yüzde 20 daha yüksek çıkarken kalp hastalığı riski ise yüzde 50'ye varan oranda daha fazla.
- Kırmızı et ve işlenmiş et ürünleri en sağlıksız yağları içeriyor. Ayrıca kansere yol açtığı belirlenen kimyasalları içeriyor. Mutlaka kırmızı et tüketecekseniz en azından yağsız olmasına mutlaka dikkat edin.


www.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/3/2009 - çocuğunuzun doğum zamanı ve şekline dikkat!!

Kategori: Saglik
Çocuğunuzun doğum tarihine dikkat!

Doğum şekli de çok önemli tabii... Neden mi?

Uz. Dr. İlkay Keskinel “ Çocukların doğum tarihi ve şeklinin alerjik hastalıklarla ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

AŞIRI HİJYENİK ORTAMDA BÜYÜYEN ÇOCUK DAHA ÇABUK HASTA OLUYOR
Doğumdan itibaren maruz kalınan alerjenler, eğer çocukta alerjik bir genetik alt yapı varsa, ileri yaşlarda nelere karşı alerji gelişeceğini belirler. Örneğin rutubetli bir evde çok yoğun küf mantarına maruz kalan ve alerjik aileden gelen bir bebeğin, ilerleyen zamanda küf alerjisi geliştirmesi beklenebilir. “Ne kadar koruyabiliriz ki, bırakalım çocuklar bu maddelere alışsın” yaklaşımı, ne yazık ki alerjenler için geçerli değildir. Bazı solunum yolu virüs enfeksiyonları dışında kalan enfeksiyonlara erken yaşlarda maruziyetin ise tam tersine alerji açısından koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda geçerli olan bu görüşe, “hijyen hipotezi” adı verilmektedir. Buna göre, mikroptan fazlasıyla arındırılmış, aşırı hijyenik ortamlarda büyüyen çocuklarda alerji ve astım riski artabilmektedir.

BEBEKLERİN ALLERJİK HASTALIKLARA YAKALANMA RİSKİ DOĞUM AYINA GÖRE DEĞİŞİYOR
Alerjenlere sürekli maruz kalmanın kişinin o maddelere karşı duyarlı olmasına neden olduğu gerçeğine dayanarak yapılan çalışmalarda, doğum tarihinin alerjik hastalıklarla ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Buna neden, bebeklerin doğduklara aylara göre karşılaştıkları alerjen cinslerinin farklı olmasıdır.

Precious in PinkSAMAN NEZLESİ İLKBAHAR ÇOCUKLARINDA, POLEN ALERJİSİ MART-NİSAN DOĞUMLULARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
Mevsimsel polenlerin en yoğun olduğu ve daha çok açık havada zaman geçirdiğimiz ilkbahar ve yaz aylarında doğanların, mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) açısından daha büyük risk altında oldukları bilinmektedir. Örneğin, Mart ve Nisan aylarında doğanlarda huş polenine bağlı olarak huş ağacı alerjisi riski daha fazladır. Polenler, her ne kadar bitkinin cinsine göre, Şubat ayından Kasım sonuna kadar yayılabilse de, saman nezlesi olanlarda, daha çok ilkbaharda yakınmalara neden olurlar.

Sonbahar aylarında doğanlarda ise, ev tozu akarı alerjisi daha sıktır. Buna neden olarak, iç ortamda daha uzun süre kalınması gösterilebilir. Ek olarak, nemli sonbahar günleri, akarların üremesi için zemin hazırlamaktadır. “Ev tozu” ile kast edilen, evlerde gördüğümüz “toz” değil, çıplak gözle görülemeyen çok küçük canlılardır. Bu canlıların dışkıları alerjiye sebep olmaktadır.

Yine, iç ortamda çokça vakit geçirilen Eylül ve Şubat ayları arasında doğan bebeklerin yaz ve bahar aylarında doğan bebeklere göre besinlere ve hayvan tüylerine karşı alerji geliştirme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, yaz aylarında ve sonbaharda doğan bebeklerin astıma yakalanma riski daha yüksek bulunmuştur.

SEZARYENLE DÜNYAYA GELEN BEBEKLERDE ASTIM RİSKİ DAHA FAZLAEleanor Elizabeth
Bunların dışında, sezaryenle doğan bebeklerin de normal yolla doğan bebeklere göre ileriki yaşlarda astım geliştirme riski artmaktadır. Normal doğum sırasında, annenin doğum kanalından geçen bebek, bağırsaklarına yerleşecek faydalı mikroplarla tanışmaktadır. Bu mikroplar, yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini sağlıklı bir biçimde uyarmaktadır. Oysa sezaryenle doğan bebeklerde, bu faydalı mikroplar yerine ciltte yaşayan mikroplara vb. maruziyet, bağışıklık sisteminin bu ilk gelişim noktasında bir sapmaya neden olmaktadır.

SİGARA DUMANI ÇOCUK SAĞLIĞININ BAŞ DÜŞMANI
Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, alerjik hastalıklardan korunmak için bebeğin doğum tarihinin ya da doğum şeklinin saptanmasının yanı sıra önemli olan bir diğer nokta da, doğum öncesi ve sonrası dönemde sigara dumanına maruz kalınmamasıdır. Bebekliklerinde sigara dumanına maruz kalan çocukların ilerleyen yaşlarda, çok daha sıklıkla alerjik hastalıklara ve astıma yakalanabildikleri gösterilmiştir. Astımın da, diğer alerjik hastalıkların da birden fazla faktörün etkisiyle (genetik, çevre koşulları vb) geliştiği unutulmamalıdır.



www.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2009 - 100 yaş genetikmiş...

Kategori: Saglik

100 yaşın sırrı genetik

 
Kiel Üniversitesi’nden bilim adamları, 100 yaşındaki 388 Alman’ın DNA’sını, daha genç kişilerin DNA’sı ile karşılaştırdı.

Araştırmacılar, 100 yaşındakilerdeki FOXO3A genindeki mutasyonla bu kişilerin uzun süre yaşamaları arasında bağlantı olduğunu saptadı. Daha önce 100 yaşındaki Fransızlarda ve 95 yaşın üstü Japon asıllı Amerikalılarda da aynı bağlantının görüldüğü belirtildi. Araştırma ekibinden Almut Nebel, farklı toplumlardaki benzer sonuçların FOXO3A geninin uzun yaşamada rol oynadığını gösterdiğini ifade etti.
www.hurriyet.com.tr


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/1/2009 - 40 YIL SONRA BÖYLE OLACAKLAR!!

Kategori: Saglik
40 yıl sonra!
İngiliz Sağlık Bakanlığı'ndan çocuklarda obezite ile mücadele için en yaratıcı kampanya…

VATAN DIŞ HABERLER


10 çocuğun bugünkü gibi beslenmeleri durumunda 50 yaşına geldiklerinde nasıl görünecekleri bilgisayar ortamında tespit edildi.

Bu görüntüleri içeren afişler ülkenin dört bir yanına asılacak, "çocuğunuzun ileride böyle görünmesini istemiyorsanız bu gidişe bir dur deyin" denecek.

50 yaşına geldiklerinde bu şekilde görünmek istemeyen çocukların üzerinde de afişlerin büyük etkisinin olması bekleniyor.

Uzmanlara göre İngiltere'de bu tür bir beslenme tarzının devam etmesi durumunda, 2050 yılına gelindiğinde her 10 çocuktan 9'u kilolu olacak.

Bu afiş kampanyası İngiliz Sağlık Bakanlığı'nın obezite ile mücadele için başlattığı 400 milyon dolarlık Change4life adlı programın bir parçası.



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/12/2008 - cola içince vücudumuzda neler olur?

Kategori: Saglik



İlk 10 dakika: 10 çay kaşığı şeker almış vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.

20 dakika: Kan şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insülin patlamasına neden olur. Karaciğeriniz vucudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur

40 dakika: Kafein absorbsiyonu tamamlanır. Göz bebeklerniz büyür. kan basıncınız yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar. Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.

45 dakika: Beyninizde dopamin salgısı artar. Bu tıpkı eroinin vücuttta yaptığı tepkimelere benzer.

60 dakika: Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı).Buda vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinkonun da beraberde dışarı atılması demek.

Bir süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vucüdunuzda kola ile alığınız ütün su tekrar dışarı atıldığı için sussuzluğunuz tekrar hissedeceksiniz. Şekeri ihtiyacını takiben, kafein isteğide başlayacak (sigara da ki gibi) Ama ne de olsa başka bir kola içersiniz ve geçer dimi


alıntıdır


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kafama göre takılıyorum:) her telden çalarım ben!! bakarsınız bir köşede mizah yazıları, öteki köşede yemek tarifleri, yalnız kalmış bir aşk şiiri ise ''hani bana köşe, hani bana köşe'' diye ağlıyor!! zamanla dostlar herşey... birazcık zaman istediğim şey...
The Hunger Site

Kategoriler

  • Benim Yazilarim
  • Bilgisayar ve Teknoloji
  • Esrarengiz Konular
  • Hikayeler
  • Ilginc Haberler Dunyadan
  • Ilginc Haberler Yurttan
  • Kadin
  • Karikaturler
  • Mizah
  • Moda
  • Muzik - Video
  • Resimler
  • Saglik
  • Siirler ve Yazilar
  • Yemek Tarifleri

  • bannerim

    .

    sitemin banner kodu

    >.

    Arkadaşlarımın bannerleri

    Image Hosted by ImageShack.us
    Haydi Sende Sepetle...!
    selmahlc CafeRose

    Arkadaşlarım

    http://www......mid width=163 height=43 type=audio>
    Add to Technorati Favorites Add to Technorati Favorites Lifestyle Blogs - BlogCatalog Blog Directory
    Zirve100
    Upload Music