9/2/2010 - ORİON GİZEMİ...
Orion Gizemi

(Robert BAUVAL)
Ejiptologlar ve arkeologlar, yıllardan beri piramitlerin yalnızca ve yalnızca firavun mezarı olduğunu iddia ediyorlar. Oysa, İ.Ö 2500 dolayında, henüz tekerleği bile bulmadığı varsayılan bir ülkenin, bütün kaynaklarını kullanarak bu devasa yapıları yalnızca firavunlarına gösterişli mezar olsun diye yaptıklarına inanmak zor. Hele Giza'daki üç büyük piramitten söz edince, işler iyice "garip" hale geliyor.

1994 yılında Robert Bauval adlı Belçika asıllı, çocuklugu Mısır'da geçmiş bir mühendisin "Orion Mystery" adlı sansasyonel kitabı yayımlanana dek, dünyanın bu en gizemli üç anıtının niteliğine ilişkin ciddiye almaya değer bir teori atılmamıştı ortaya. Erich Von Daniken'in spekülatif ve fazla hayalci "uzaylı atalar" iddiası, ancak beylik UFO masallarına malzeme oluşturabilecek dayanaklara sahipti. Ejiptoloji ve ortodoks arkeolojinin "piramitler firavun mezarıdır" varsayımları, Mısır'da sonraki dönemde inşa edilen (ve asla Giza'daki 3 piramidin kalitesine erişemeyen) yapılarda "mezar" düşüncesini destekleyecek bulgulara ulaşıldığından ötürü epey sağlam görünüyordu. Aslında ne Khufu'nun, ne Khafre'nin ne de Menkaure'nin piramitlerinde mezar, mumya ya da cesete rastlanmıştı ama bu, yaygın inancı değiştirmiyordu.

1979 yılında Kahire'ye yaptığı bir gezi sırasında Robert Bauval, üç büyük piramitin hizalanışında bir gariplik farketti. İlk iki piramit köşegenlerinden birbirinin tam hizasına yerleştirildiği halde, daha küçük olan Menkaure'nin piramidi, hafifçe sola kaymış gibiydi. Bu muhteşem yapıları yaratabilecek ve ölçülerde asla şaşmayacak bir mimariye sahip olan Mısırlıların, üç piramidi aynı çizgi üzerine yerleştirmeyi başaramamış olduğunu düşünmek hiç akla yakın gelmiyordu doğrusu. Bauval, Mısır kültürüne, özellikle de dinine meraklı biriydi. Bütün antik uygarlıklarda olduğu gibi eski Mısır'da da tapınakların belli yıldızlara göre hizalandığını, oriyentasyonlarının "gündönümü" ya da "ekinoks"lara yöneltilmiş olduğunu iyi bilirdi. Mısır'da en belirgin ve baskın kült, Osiris kültüydü ve bu tanrı, Orion takımyıldızıyla simgelenirdi. Bauval bir gün gökyüzünü izlerken, Orion'un merkezindeki en önemli üç yıldızın, Alnilam, Alnitak ve Mintaka'nın, aynı Giza piramitlerinde olduğu gibi bir hiza sapmasına sahip olduğunu farketti: İlk iki büyük yıldız, Alnilam ve Alnitak doğru hizadaydı ama üçüncü ve en küçük yıldız olan Mintaka, hafifçe sola kaymıştı diğerlerine göre.

Bu bulgu, astronomi destekli yapılan gözlemlerle Giza piramitlerinin Orion Kuşağı olarak bilinen üç yıldızın yeryüzündeki kopyası olarak inşa edildiğini ortaya koyuyordu ve Mısır yıldız dinini bilenler için hiç de şaşırtıcı değildi. Mısırlılar, yeryüzünü ve yaşadıkları toprakları, gökyüzünün, yani ölümsüzlüğe eriştiklerinde ulaşacakları yerin bir kopyası olarak düşünürlerdi ve piramit metinlerinden dini yazıtlara dek her yerde bu vurgulanırdı. Nil, Samanyolu'na denk geliyordu Mısır yıldız kültünde. Samanyolu'nun çevresindeki özel bir gökyüzü alani, eski Mısırlıların "Duat" diye adlandırdıkları "tanrıların mekanı"ydı; bunun yeryüzündeki kopyası da Nil'in batısına denk getirilmişti! Bauval'in bulgusunda şaşırtıcı olan şey çok daha başkaydı. Bu üç piramit İ.Ö 2600 dolaylarında yapılmıştı ama, Orion yıldızının o tarihteki gökyüzü konumu, Giza'daki piramitlerin konumundan 45 derecelik bir sapma gösteriyordu.

Bauval, bir bilgisayar programı (SkyGlobe 3.2) yardımıyla, Orion ile piramitlerin bire bir aynı doğrultuya yerleştiği tarihi aradı ve karşısına İ.Ö 10.500 tarihi çıktı! İşin ilginç yani, bu tarih Orion takımyıldızının *presesyon döngüsünün en alt noktasına rastlıyordu.
 
Eski Mısır kültünde, "ilk başlangıç" olarak anılan bir dönem olduğunu biliyordu Bauval: "Zep Tepi" olarak adlandırılan bu dönem, Mısırlıların ülkelerinin tarihini anlatırken, "Mısır'ı tanrıların yönettiği mutlu dönem" diye söz ettikleri bir dilime de denk geliyordu. Binlerce yıl önceyi anlatıyordu bu sözcük. Acaba Mısırlılar piramitleri inşa ederken, çok eski bir dönemi anmak üzere, Orion'un İ.Ö 10.500'deki yerleşimini mi seçmişlerdi master plan olarak? Bundan 4500 yıl önce, presesyon hesapları bile yapacak biçimde astronomi bilgisine nasıl sahip olmuşlardı? Yoksa bundan 12000 yıl önce varolan bir uygarlığın geride bıraktığı izleri mi görüyorduk Mısır'da? Robert Bauval, 1994'te yayımlanan "Orion Mystery" adlı kitabında bu soruları sordu ve büyük sansasyon yarattı. Yanıtlarsa, hala araştırılmayı bekliyor.
(alıntı)

Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2010 - socotra adası... bu bitkileri ilk kez görüyorsunuz!!

Socotra Adası (Dünyadaki EN ilginç yer)
Yeryüzünde Bolivya`daki tuz gölü gibi sanki uzaydan kopup gelmiş gibi duran birçok yer var. Ancak hiçbiri Socotra`yla boy ölçüşemez.. Yedi milyon yıl önce Afrika kıtasından kopup, ada haline geldiği tahmin edilen Socotra, dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen 200`den fazla hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor.

Adanın en dikkat çekici özelliği yukardan bakıldığında mantara, yakından bakıldığında ise uzay gemisine benzeyen ağaçları ve fil bacağı şeklindeki çöl gülleri. Ayrıca adadaki taşlarla kaplı, üstünde hiç toprak bulunmayan tepelerin arasından bile eşsiz bitkiler fışkırıyor. Adada bulunan ve ejderha kanı adı verilen ağaç türlerinin içinden çıkan kırmızı maddenin bütün hastalıkların çaresi olduğu rivayet ediliyor.

Hint okyanusunda bulunan adaya en yakın yer 250 kilometre mesafedeki Somali. Ancak iki yer arasında en ufak bir benzerlik yok. Adı Sanskrit dilinde mutluluk adası anlamına gelen ada tam da adının çağrıştırdığı gibi çok dingin bir yer. 2004 yılına kadar asfalt yolu bile olmayan adada sadece 40000 kişi yaşıyor. Böylece ada orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Ancak yollar derme çatma olduğu için turistlerin etrafı rahat rahat dolaşması neredeyse imkansız.

Socotra`nın denizi de en az karası kadar ilginç. Dışardan bakıldığında beyaz kumlu sahil ve kristal mavisi deniziyle sıradan bir tropik denizden farksız görünen deniz, derinlere gidildikçe enteresanlaşıyor. Bölgenin geri kalanına ve iklime hiç uymayan akıntıların ulaşımı zorlaştırdığı denizin dibi, olumsuz koşullar nedeniyle adaya yaklaşmaya çalışırken alabora olmuş gemilerin batıklarıyla dolu.



alıntıdır
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2010 - lüks araba nereye park edilir? :))

New York'ta bir bankanin önünde duran son model RollsRoyce otomobilden inen adam,hizli adimlarla bankaya girdi ve önüne cikan ilk görevliye, bireysel kredi icin basvuruda bulunmak istedigini söyledi. Görevli onu,müsteri temsilcisine götürdü. Adam, cok acele bir is icin Avrupa'ya gitmek zorunda oldugunu ve bu nedenle bir hafta vadeli bes bin dolar krediye gereksinim duydugunu söyledi. Müsteri temsilcisi kisa bir arastirma yaptiktan sonra döndü. "Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almaniz icin bir engeliniz yok" dedi ve ekledi:
Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamizla daha önce hic calismamissiniz.Banka olarak sizi resmen tanimiyoruz. Bu nedenle,
söz konusu krediyi verebilmemiz icin karsiligindasizden bir teminat almak zorundayiz". Adam cebinden RollsRoyce'un anahtarini cikardi, bankanin müsteri temsilcisine uzatti:
"Cok acelem var, ucaga yetisecegim"dedi."kapidaki Rolls Royce'umu teminat
olarak alabilirsiniz".
Kredi islemleri cok hizli bir bicimde tamamlandi.
Banka Rolls Royce
otomobili bankanin garajina cektiler, adama da besbin dolar krediyi verdiler. Müsteri temsilcisi, kisisel merakini gidermek icin bir hafta boyunca özel bir arastirma yapti ve bankalarinin bu yeni müsterisinin cok büyük bir is adami ve cok büyük bir servet sahibi oldugunu ögrendi.Bir haftasonra adam yeniden gelip,borcunun ana parasi besbin dolarla, bir haftalik faizi dokuzbucuk dolari ödedikten sonra, müsteri temsilcisi bir türlü yenemedigi merakinin dürtüsüyle sordu:
"Sizin, cok büyük bir is adami ve cok büyük bir servetin sahibi oldugunuzu
ögrendim" dedi."Yalnizca kisisel merakimdan soruyorum.Lütfen söyler misiniz, sizin icin cok kücük bir miktar olan bes bin dolarlik krediye neden gereksinim duydunuz?"
Adam hafifce gülümsedi:
"Siz de bana lütfen söyler misiniz?" dedi. "Böyle lüks bir otomobili, New
York'ta hangi kapali garaja, bir hafta boyunca dokuzbucuk dolara
birakabilirsiniz?
Gerçekten akıllıca değil mi?
alıntıdır
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/1/2010 - kolomb un yumurtası!! sorun çözmek!

'Kristof Kolomb'un yumurtası' deyimini ve hikâyesini duymuş muydunuz?
Hikâye şu: Genişçe bir dost meclisinde masa etrafında toplananlara, Kristof Kolomb, elindeki yumurtayı göstererek “Bunu dik tarafından masa üzerinde durdurabilir misiniz?” diye sorar. Birkaçı denemeye kalkar beceremez, hepsi birden “Mümkün değil” derler... Kolomb yumurtanın dik tarafını hafifçe tabağın içine doğru vurur ve durmasını sağlar... Bunu gören dostları, “Bunu herkes yapar” diye bağrışırlar. Kolomb, sakince, “Elbette, ama bu kadar adamsınız, hiçbiriniz yapmayı akıl edemediniz” der...
Doğrudur, pek az zihin, sorun çözebilecek kıvraklığa sahiptir. Sorun çıkarmayı, hatta varolan sorunu içinden çıkılmaz hale getirmeyi beceren çoktur da, bir sorunla karşılaştığında çözümden yana formüller geliştiren beyinler bulmak hayli zordur. Çoğu sorun bu yüzden çözülemez haldedir...
Bir yerlerde bunun eğitimi de veriliyordur mutlaka, ama dünyada 'sorun çözücü' olarak tanınan birkaç isim biliyorum. Bunların en ünlüsü Malta'da oturan Edward de Bono'dur. Bazısı Türkçeye de çevrilmiş kitaplarına göz atıldığında, bilinen yollarla çözülemeyen bir sorunu farklı yöntemlerle düşünerek nasıl çözdüğünün örnekleriyle karşılaşılır.
Edward de Bono'nun “Bir sorunu eldeki verilerle çözemiyorsanız verileri yeniden gözden geçiriniz, veriler de size çözüm yolunu göstermiyorsa, sonucu değiştirmeye çalışınız” yöntemi benim için bir yol haritası... “Olmaz, çözülmez, öldük, battık” diye sunulan nice sorun bu yöntemlerle ortadan kaldırılabiliyor çünkü...
Anılarında verdiği bir örnek sizin de dikkatinize değer: Adamın birinin Mafya tipli bir tefeciye yüklü miktarda borcu varmış; vade çoktan geçtiği halde borcunu ödeyemiyormuş... Bir gün alacaklısı adamlarıyla kapısına dayanmış... Adam ne yapsın, gelenleri içeri almış...
Alacaklı eve girdiğinde borçlusunun olağanüstü güzel kızını görmüş ve aklı başından gitmiş. “Ya borcunu öde, ya da kızını bana ver” demiş önce... Tepki görünce, “Hadi size yarı yarıya şans tanıyayım; bu torbanın içine biri beyaz diğeri siyah iki taş atacağım, kızın siyah taşı çekerse benim olur; beyaz gelirse kız da para da sende kalır” teklifinde bulunmuş...
Adam ve kızı çarnâçar teklifi kabul etmişler. Kız, tefecinin çantaya iki taş attığını, ikisinin de siyah olduğunu fark etmiş... Mafya hile yapmış... Böyle bir durumda kıza ve babasına ne tavsiye edersiniz?
De Bono'nun çözümünü okumadan önce lütfen siz de biraz düşünün.
Onun çözümü şu: Kız elini torbaya sokar ve taşlardan birini çekip uzaklara fırlatır. “Ne yapıyorsun?” diye bağıran tefeciye, “Heyecanlanacak bir şey yok” der kız; “İlk çektiğimin hangi renk olduğunu içeride kalan taşa bakarak söyleyebiliriz nasıl olsa...” Torbada siyah kaldığına göre, ilk çektiği ve uzağa fırlattığı taşın beyaz olduğuna hükmedilecektir...
Uzun lâfın kısası şu: İçinden çıkılmaz gibi görünen sorunların, açmazların bile çözümü vardır...
alıntıdır..
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/1/2010 - esrarengiz doğa olayları....
|
|
 |
|
HAREKET EDEN TAŞLAR: ABD'nin Kaliforniya ile Nevada eyaletlerinin sınırında bulunan
Death Valley (Ölüm Vadisi), "hareket eden taşları" ile yıllardan beri bilim adamlarını çekiyor.
Günlerce gözlemlenen taşların yer değiştirmesi ise tüm araştırmalara rağmen açıklanamıyor.
Bir teze göre, rüzgar, taşların kum üzerinde kaymalarını sağlıyor. Ancak yüzlerce kiloluk taşları
hareket ettirecek kadar şiddetli rüzgarlar kaydedilmiyor. Ayrıca aynı noktadan hareket etmeye
başlayan taşların nasıl olup da farklı yönlere yöneldiklerini kimse açıklayamıyor. Rüzgar teorisine karşı
çıkanlar "Rüzgar, aynı noktadan hareket etmeye başlayan iki taşı aynı yöne kaydırır. Ama burada
durum farklı" diyor. Büyük muamma sürüyor.
|
|
  |
|
KARA GÜNEŞ: Danimarka'da her ilkbaharda, gün batımına yaklaşık yarım saat kala, milyonlarca
kuş biraraya gelip, gökyüzünde inanılmaz şekiller oluşturarak uçuyor. Danimarka'nın en batı
bölgesinde Mart ayından Nisan'ın ortalarına kadar, her akşm gün batımına yarım saat kala biraraya
gelen bu milyonlarca kuşun neden böyle davrandığını bilim adamları tam olarak açıklayamıyor.
|
|
  |
|
DİNMEYEN FIRTINA: Ya da diğer adıyla 'Catatumbo şimşekleri' dünyada eşi benzeri olmayan
bir doğa olayı. Catatumbo Nehri ile Marakaibo Gölü'nün buluştuğu yer üzerinde oluşan bulutların
çarpışması sonucu şimşek fırtınası meydana geliyor. 5 kilometre yüksekte oluşan yüksek voltaj nedeniyle
yılda 140-160 gece boyunca, her gece 10 saat süreyle şimsekler çakıyor. Şimşekler bazen saatte
280 kez tekrarlanıyor. Bölgede, Şiddeti 400 bin amper olmak üzere yılda ortalama 1 milyon 176 bin elektik
boşalma meydana geliyor. Bu nedenle bölge dünyada ozon oluşturan tek yer olarak geçiyor. İnanılmaz
'şimşek fırtınası' ise 400 kilometre mesafeden izlenebiliyor. Gemiler bile yön tayin etmekte şimşekleri kullanıyor.
|
|
 |
|
|
 |
|
YANAN GÖKKUŞAĞI: Dünyanın her yerinde zaman zaman gökkuşağı oluşuyor. Ama ABD'nin
Idaho Eyaleti'nde (Washington eyalet sınırında) oluşan gökkuşakları bir başka. Görenleri hem
şaşrıtan hem de büyüleyen cinsten. Çünkü bu gökkuşakları bildiğimiz gökkuşaklarından çok farklı.
Dağılmış gibi görünen ve bir alevi andıran gökkuşağını inceleyen bilim adamları burada meydana
gelen fenomeni şöyle açıklıyorlar: Güneş ufuktan 58 derece tepede olduğu sırada, yüksek
seviyede cirus tipi bulutlar oluştuğunda ve de bu bulutlar heksagonal (altıgen) su kritallerinden
oluştuğunda, güneş ışınları bu bulutlardan geçerken gökkuşağı renkleri oluşuyor. Bu fotoğraf 3
Haziran 2006'da çekildi.

|
|
|
|
|
KIZIL YAĞMURLAR: 2001 yılında, 25 Temmuz'dan, 23 Eylül'e kadar Hindistan'ın Kerala
bölgesine yağan her yağmur kızıl renkte oldu. Bölge halkının geleneksel olarak giydiği
beyaz renkteki elbiselerde ise yağmur kan kırmızısına yakın bir kırmızıya dönüştü. Hindistan
Hükümeti olaya el koyu ve 'kızıl yağmurun' nedeni araştırıldı. Tahminlere göre Hint
Okyanusu'nda oluşan mikroskopik kızıl yosunlar buna neden oldu. Ancak 2006 yılında
olayla ilgili araştımalarını sürdüren Mahatma Gandhi Universitesi'nden 2 bilim adamı
Godfrey Louis ve Santhosh Kumar, aslında dünya dışı hücrelerin atmosferde yarattığı
izotopik reaksiyornların bu yağmurları kızıla boyadığını söyleyince bu garip olay yeniden
gündeme geldi.
|
|
|
|
|
MAMMATUS BULUTLARI: Meteorolojide mammatokumulus bulutları olarak da geçiyor.
Bulutların altında sarkıtların oluşması son derece ilginç görünüyor. Çok geniş alanları
kaplayabilen bu tip bulutlar hareketsiz gibi görünse de ekstrem bir hava durumunun
işareti
sayılıyor. Ancak bilim, oluşmaları için gerekli faktörleri hala tam olarak belirleyemedi.
|
|
|
|
|
|
PENİTENTES: Bazı dağ tepelerinde görülebiliyor. Güneş ışınlarının buzullara
yansıması sonucunda oluştukları belirtiliyor. Beyaz sivri başlıklar takmış, kortej halinde
yürüyen
rahibelerin uzaktan görüntüsünü andırdığından "penitenes" adı verilen bu garip doğal
oluşumun neden sadece bazı yerlerde meydana geldiği bilinmiyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
www.hurriyet.com.tr
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/1/2010 - kablosuz internete savaş başlatan adam...
ABD’nin New Mexico eyaletindeki Santa Fe kasabası sakinleri, kablosuz internete savaş açtı. Kablosuz internete karşı alerjileri olduğunu iddia eden bir grup Santa Feli, elektromanyetik cihazların yasaklanması için hukuki işlem başlatıyor.

Santa Fe'de yaşayan ve bu gruba dahil olan Arthur Firstenberg adındaki adam “elektromanyetik alerjisinden” dolayı sağlığının bozulduğunu öne sürerek, kablosuz internetini kapatmayı reddeden komşusunu mahkemeye verdi.
Firstenberg, komşusu Raphaela Monribot’un cep telefonu, kablosuz internete bağlanan bilgisayarı gibi elektronik cihazlarından yayılan elektromanyetik dalgaların alerjisini azdırdığını savundu.
Elektromanyetik hassasiyet (EMS) olarak bilinen hastalık yüzünden “mide bulantısı, baş dönmesi, ishal, kulaklarında çınlama, baş ağrısı, deride kızarıklıklar, eklemlerinde ağrı, bozulan görme yetisi ve kas yorgunluğu” şikayetinde bulunan Firstenberg, ayrıca ölümcül diğer rahatsızlıkları olduğunu da söyledi.
Firstenberg, elektromanyetik hassasiyet rahatsızlığının ilk olarak 1980’lerde üniversitede okurken başladığını ve evine aldığı mikrodalga fırın almasında sonra arttığını söyledi. Öte yandan, kasabada elektromanyetik cihazların etkisinden yakınan başka insanlar da mevcut.
Firstenberg öncülüğünde bir araya gelen elektromanyetik cihaz karşıtları, yasaların kendilerine verdiği hak gereğince hukuki işlem başlatacaklarını söyledi. Uzun süreden beri bir arkadaşında kalmak zorunda olan Firstenberg ise evine geri dönmeyi beklediğini söyledi.
www. hurriyet.com.tr
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/1/2010 - Kolayla çalışan telefon yaptılar !!
Nokia, “şarjın bittiyse aç bir kola” dedirtecek bir buluşa imza attı.

Şekerli içecekle çalışıyor
Dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi olan Nokia için, pil ve şarj derdine son veren bir cep telefonu geliştirildi. Tasarımcı Daizi Zheng tarafından dizayn edilen konsept telefon şarj edilebilen lityum ion piller yerine karbonhidratla beslenen bir yeni nesil bataryayla çalışıyor. Kola ve benzeri şekerli içecekler cep telefonu için yakıt olarak kullanılabiliyor. Tüp şeklindeki telefonun haznesine kola konulduktan sonra telefonun içindeki bunu kimyasal reaksiyonla elektrik enerjisine dönüştüren mekanizma çalışmaya başlıyor.
Şarj edilmesi çok kolay
Likit yakıt bu mekanizma sayesinde elektrik enerjisine dönüşerek cep telefonuna güç veriyor. Telefonun içindeki likit yakıt kullanıldıkça rengi de değişmeye başlıyor. İçindeki şeker miktarı tamamen bitince suya benzer şeffaf bir sıvı haline dönüşüyor. Enerjisi biten telefonun haznesi boşaltılarak yeniden kola veya benzeri şekerli bir sıvı doldurulup beklemeden zahmetsiz bir şekilde telefonla konuşmaya devam edilebiliyor.
www.gazetevatan.com Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/1/2010 - balon sanatı!!
Balon sadece parti süslemelerinde mi kullanılır veya çocukları eğlendiren rengarenk oyuncaklar mıdır? Bu başarılı tasarımcılar öyle olmadığını gözler önüne seriyor. İşte balonlara ilginç bir bakış...
www.ekolay.net
Amerikalı artist Jason Hackenwerth görmüş olduğunuz bu ilginç heykellerin hepsini aklınıza gelmeyecek bir malzemeden yaptı. Balondan... Evet yanlış duymadınız, balondan!

Kullandığı balonların hepsi günlük hayatta kullanılan parti balonları. Bazı parçalar tam 12 metre boyunda ve yapımı bir haftayı bulmuş.
Japon artist Rei Hosokai de aynı sanat dalı üzerine yoğunlaşanlardan. Onun yarattığı formlar daha çok çiçeklerden ve doğadan esinlenerek yaratılmış
Hans Hemmert'in tasarımları diğerlerinden daha ilginç. Balondan tank yapan Hemmert, Almanya'da sergi bile açmış.
Başka bir tasarımcı da dekorasyon ve moda üzerine yoğunlaşmış. Hem de 17 yaşında.
Bu genç yaşında balondan elbise tasarlayan Jo Ann, gelecek vaat eden tasarımcılardan biri olarak görülüyor.

Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/12/2009 - yılbaşı kokteylleri!!
BRANDY AĞIRLIKLI
Morning Glory
Malzemeler:
30 ml Brandy
15 ml portakallı Curacao
15 ml saf limon suyu
Az miktarda Angustura Bitter
Az miktarda Pernod
Buz
Hazırlanışı: Bütün malzemeleri shaker’a koyup karıştırdıktan sonra içkiyi servise sunabilirsiniz. Garnitür olarak limon
ŞAMPANYA AĞIRLIKLI
Mimosa
Malzemeler:
30 ml taze portakal suyu
10 ml Curacao (Portakal Rengi)
Soğuk şampanya
Hazırlanışı: Curacao ve portakal suyunu bardağa boşaltın, daha sonra üstünü şampanya ile tamamlayın. İçine bir dilim portakal ilave edin. Garnitür olarak da portakal kabuğu seçmelisiniz.
VOTKA AĞIRLIKLI
Bloody Mary
Malzemeler:
30 ml votka
120 ml domates suyu
Tuz ve karabiber
10 damla Tabasko sosu
10 damla Worcestershire sosu
10 damla limon suyu
Buz
Hazırlanışı: Önce votka, sonra sırasıyla tuz, biber, Tabasko sosu, Worcestershire sosu, limon suyu ve buzları bardağa koyup özel kokteyl kaşığı ile karıştırın. Daha sonra üstüne domates suyu ekleyip tekrar karışıtırın. Garnitür olarak kereviz sapını kullanın.
SHERRY AĞIRLIKLI
Sherry Flip
Malzemeler:
60 ml krem Sherry
1 yumurta
Buz
Hazırlanışı: Blender’da köpürünceye kadar karışıtırın ve servis bardağına koyun. Garnitür olarak tarçın ve hindistan cevizi kullanın
ŞAMPANYA AĞIRLIKLI
Champagne Coctail
Malzemeler:
1 adet küp şeker
6 damla Angostura Bitters
15 ml brandy veya konyak
Soğutulmuş şampanya
Hazırlanışı: Şeker küpünü Angustra Bitter’a bulayın ve bardağa atın. Önce brandy veya konyak, sonra da şampanyayı ekleyin. Garnitür olarak portakal dilimi kullanın
CİN AĞIRLIKLI
Perfect Lady
Malzemeler:
30 ml Gin
15 ml şeftali Brandy
15 ml limon suyu
1 yumurta beyazı
Buz
Hazırlanışı: Shaker’da karıştırdıktan sonra kokteylinizi servise sunabilirsiniz. Garnitür olarak şeftali dilimi kullanın.
BAKARDİ AĞIRLIKLI
Bacardı Coctail
Malzemeler:
30 ml Bacardı
15 ml saf limon suyu
7 ml Grenadine
Yumurta akı (Seçime bağlı)
Buz
Hazırlanışı: Malzemeleri shaker’da karıştırdıktan sonra kokteylinizi servise sunabilirsiniz. Garnitür olarak vişne kullanın
TEKİLA AĞIRLIKLI
Ole
Malzemeler:
30 ml Tekila
30 ml (Lena) muz likörü
7 ml Blue Curacao
Buz
Hazırlanışı: Tekila, muz likörü ve buzları karıştırma bardağında karıştırın ve kokteyli servis bardağına koyun. Blue Curacao’yu da bardağın ortasına damlatın. Blue Curacao dibe çökecektir, çünkü yoğunluğu diğer malzemelerden daha fazladır. Garnitür olarakta Bodrum limonu kullanın.
AMARETTO AĞIRLIKLI
P.S. I Love You
Malzemeler:
30 ml Amaretto
30 ml Kahlua
30 ml Baileys Irish Cream
Buz
Hazırlanışı: Malzemeleri teker teker bardağa koyun, karıştırın. Kokteyliniz servise hazır. Garnitür olarak önerimiz, rendelenmiş hindistan cevizi
VOTKA AĞIRLIKLI
Black Russıan
Malzemeler:
30 ml Votka
30 ml Kahlua
Cola (Seçime bağlı)
Buz
Hazırlanışı: Bardağa bir kepçe buz koyun, üstüne votka ve kahlua ekleyin. Kalan kısmı da cola ile tamamlayın.
www.gazetevatan.com
Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/12/2009 - mutlu yıllar....

BİR DÜŞ GÖRDÜM, KELEBEKMİŞİM... ÜÇ GÜNMÜŞ ÖMRÜM, ÖLECEKMİŞİM. DOSTLAR BULDUM, SEVECEKMİŞİM, YALNIZ KALDIM DİYECEKMİŞİM. ÇİÇEKLER BAHARDA AÇACAK VE BEN, ARALARINDA KOŞACAK, DALDAN DALA KONACAK, SONUNDA DÜŞECEKMİŞİM... BİR DÜŞ GÖRDÜM, KELEBEKMİŞİM... ÜÇ GÜNMÜŞ ÖMRÜM, ÖLECEKMİŞİM. YAĞMUR YAĞSA SİNECEKMİŞİM, BİR DAMLA SUYLA GİDECEKMİŞİM...
2009'un Kelebeği bir düş gibi, bir rüya gibi geldi geçti... Koca yıl sanki üç günde yaşandı bitti.. bir damla suyla gitti... Yarın 2010'un yeni dünyaya gelen kelebeğiyle dünya kervanında yeni umutlara yeni maceralara sağlık mutluluk ve huzur içinde uçabilmek dileğiyle...
alıntıdır Sitenize Ekleyin:
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
kafama göre takılıyorum:)
her telden çalarım ben!! bakarsınız bir köşede mizah yazıları, öteki köşede yemek tarifleri, yalnız kalmış bir aşk şiiri ise ''hani bana köşe, hani bana köşe'' diye ağlıyor!!
zamanla dostlar herşey... birazcık zaman istediğim şey...
Kategoriler
Feedjit Live Blog Stats
bannerim
.
sitemin banner kodu
> .
Arkadaşlarımın bannerleri

Arkadaşlarım
atasagun lotuse ahmetde mansur murat barut oguzalpyuksel cennetgozlumasilsevdam ahmet oğuzcan barel yoncik Erkan Acurol teknolojihaber yaren76 gürkan adam ahuozturk mahouny eglencelimatematik Ali YILDIZ glnrylmz didem şarkışla cadys benyaziyorum kiana guldenelkan modalife lezzetim endless88 oznesel karaates tekirdagli kardelenkardelen Bedava Template siyahincimm annemmutfaktatv selmahlc Ahmet İNCE caferose fleures komediwinx filizvehobileri valuepacoss erasmusakdenizli cocukorguleri birsihirbaz eglencecafe denizaslani omrumsana bakimlibayan perlaa yuksektopuklar labkamil tubadasi apocalyptica mx kurtlarvadisi101 yasemin gazioglu egitimspormizah zamazing masadov42 08ayhanca06 hepgenclik ezginil umurumda ikra71 caganimla hayattandamlalar fatostuncay bedri cimen hazal73 komikbank multiplayer arminamerve perlafood teknomat elifveannesi bebekbeklerken ozlemkaracam peritopia adigenisehilal makarnacik forexland freecity emarland
|