http://carmencafe.blogcu.com/Mediapartners-Google* carmen cafe de 1001 çeşit konu... - Blogcu




carmen cafe de 1001 çeşit konu...

3/11/2009 - insan sevgisi....

PAVAROTTI,PLACIDO,CARRERA - LOS 3 TENORES IN CONCERT (DVD)

Hermosa Vakfı, merkezi Madrit'de bulunan "lösemi hastalarına yardım vakfı"dır........ İspanya’ya hiç gitmemiş olanlar bile Katalanlar ile Madridliler arasındaki rekabeti bilir. Katalanlar İspanya’ya hükmeden Madrid’den bağımsızlıklarını almak için mücadele vermektedir. Placido Domingo Madridli, José Carreras ise Katalandır. Politik nedenlerle, 1984’te, Carreras ve Domingo birbirlerine düşman oldular. Çok popüler ve dünya çapında aranan sanatçılar olduklarından, ikisi de kontratlarında, sadece eğer diğer tenor davet edilmezse şarkı söyleyeceklerini bildirdiler. 1987’de Carreras, rakibi Placido Domingo’dan daha acımasız bir düşmanla karşılaştı. Korkunç bir teşhis ile alt üst olmuştu: Lösemi! Lösemi ile mücadelesi çok acılıydı. Sayısız tedavi gördü, bunun yanı sıra kemik iliği nakli yapıldı. Bunlar için ayda bir kez ABD’ye gitmek zorundaydı. Bu koşullar altında çalışamıyordu. Bu zorunlu yolculukların ve tedavilerin yüksek maliyeti maddi durumunu da çok zora sokmuştu. Parası bittiği zaman, Madrid’de, tek amacı lösemi hastaları için tedavi desteği sağlamak olan bir vakfı keşfetti. “Hermosa” adlı bu vakfın desteği sayesinde Carreras hastalığı yendi ve tekrar şarkı söylemeye başladı. Bir kez daha yükselmiş ve lâyık olduğu statüye ulaşmıştı. Hermosa vakfı’na üye olmaya karar verdi. Vakfın senedini okurken, kurucusunun, en önemli üyesinin ve daha da önemlisi başkanının Placido Domingo olduğunu öğrendi. Daha sonra, Placido Domingo’nun bu vakfı özellikle ve yalnızca onun tedavisine destek olmak için kurduğunu ama Carreras’ın “düşmanından” yardım kabul etmeyebileceğni düşünerek isminin gizli kalmasını istediğini de öğrendi. Ancak, bu hikâyenin en dokunaklı bölümü onların karşılaşmasıdır… Placido’nun Madrid’teki konserlerinden birinde bir sürpriz oldu. Carreras konseri durdurup, dizlerinin üzerine çöküp, ondan bağışlamasını istedi ve seyircilerin önünde ona teşekkür etti. Placido, Jose’yi kaldırdı ve kucaklaştılar. Büyük dostlukları da böyle başladı. Placido Domingo ile yapılan bir söyleşide, muhabir ona “Hermosa vakfı”nı neden kurduğunu sordu. Çünkü düşmanının bundan yararlanmasının yanı sıra rakibi olan tek sanatçıya yardım etmişti. Placido'nun yanıtı kısa ve kesin oldu: “Böyle bir sesi kaybedemezdik…”




alıntıdır
Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2009 - ben, fark yaratan bir insanım!!

Kategori: Hikayeler



Ö
ğretmen, lise son sınıf öğ
rencilerinin her birine, kendisinin ve başkalarının hayatında yarattıkları farkı onlara söyleyerek ne kadar
de
ğ
erli olduklarını ifade etmeye karar verdi.
Her ö
ğrenciyi birer birer sınıfın önüne çağ
ırdı. Önce onlara kendisi ve sınıf için nasıl fark yarattıklarını söyledi. Her öğrenciyi özel olarak
takdir etti. Sonra her birinin gö
ğ
süne altın harflerle yazılı 'Ben Fark Yaratan Bir İnsanım' yazılı mavi bir kurdele taktı.
Sonra, takdir edilmenin toplumda nasıl bir etki yarataca
ğ
ını görmek için bir ders projesi gerçekleştirmeye karar verdi. Her öğrenciye üç kurdele daha verdi. Kendi çevrelerinde bu takdir seremonisini yapmalarını söyledi..
Bir haftanın sonunda ö
ğ
renciler sonuçlarıyla birlikte sınıfta sunum yapacaklardı. Sınıftaki çocuklardan biri bir şirkette alt derecede yönetici olarak
çalı
ş
an bir adama gitti. Ona kendisine kariyer planlamasında yardımcı olduğu için şükran duyduğunu söyledi ve göğsüne mavi kurdele taktı. Sonra ona iki kurdele daha verdi. 'Takdir etmekle ilgili bir sınıf projemiz var' dedi. Onun da takdir ettiği bir kişiye gidip göğsüne mavi bir kurdele takmasını ve üçüncü kurdeleyi ona verip onun da aynı şeyi bir başkasına yapmasını söyledi. Takdir seremonisi böylece sürüp gitmeliydi. Genç yöneticiden kendisini de sonuçtan haberdar etmesini rica etti.
Aynı gün ak
şama doğ
ru, genç yönetici, üst düzey yöneticisinin odasına gitti. Üst düzey yönetici asık suratlı ve huysuz bir insan olarak tanınıyordu. Genç adam, yöneticisine oturmasını rica etti ve yaratıcı bir
dehaya sahip oldu
ğu için ona hayranlık duyduğ
unu ifade etti. Yönetici şaşkınlık içindeydi. Genç yönetici mavi kurdeleyi göğsüne takmak için izin
istedi.
Şaş
kın vaziyetteki üst düzey yönetici 'Tabii, olur' dedi. Genç yönetici mavi kurdeleyi, patronunun ceketine, yüreğinin üzerinde bir yere taktı. Üçüncü kurdeleyi de ona uzatarak, 'Bana bir iyilik yapar
mısınız? Bu ekstra kurdeleyi alıp, takdir etmek istedi
ğiniz birinin göğ
süne takar mısınız? Bu kurdeleleri bana veren liseli çocuk bir okul projesi
hazırlıyor ve takdir seremonisinin insanları nasıl etkiledi
ğ
ini araştırıyor' dedi.
O ak
şam, üst düzey yönetici evine geldi ve on dört yaşındaki oğ
luna kendisiyle konuşmak istediğini söyledi. 'Bugün başıma olağanüstü bir şey geldi. Ofisimde oturuyordum ve genç yöneticilerimden biri odama girdi. Bana hayranlık duyduğunu yaratıcı bir
deha oldu
ğum için bana mavi bir kurdele taktı. Düş
ünebiliyor musun? Benim yaratıcı bir deha olduğumu düşünüyor. Sonra üzerinde 'Ben Fark Yaratan Bir İnsanım' yazan bu kurdeleyi ceketime, yüreğimin tam üzerine iliştirdi. Bana fazladan bir kurdele daha verdi ve benim de takdir ettiğim birisini bulmamı söyledi. Eve gelirken arabada kurdeleyi kime takacağımı düşünüyordum ve beni düşündüm. Seni takdir etmek istiyorum' dedi.'İş hayatında günlerim çok yorucu geçiyor. Eve geldiğimde sana pek fazla ilgi gösteremiyorum. Bazen sana okul notların iyi olmadığı ya da odan çok dağınık olduğu için bağırıyorum, ama bu akşam, seninle beraber olmak istiyorum ve sana hayatımda nasıl fark yarattığını söylemek istiyorum. Annen ve sen hayatımdaki en önemli insanlarsınız. Sen harika bir evlatsın ve seni seviyorum!'
Çocuk
şaşkınlık içindeydi ve ağlamaya başladı, ağlıyor ağlıyor ağ
lıyordu. Ağlamasını durduramayarak hıçkırıklara boğulmuş, katıla katıla ağlıyordu..
Tüm bedeni hıçkırıklarla sarsılıyordu. Gözya
şları kucağ
ına damlarken,başını babasına doğru kaldırdı, titrek bir sesle, 'Ben de yarın intihar
etmeyi planlıyordum baba. Çünkü beni sevmedi
ğini düş
ünüyordum.'
Babanın takdiri, çocu
ğun hayatında büyük fark yaratmıştı. Yaşamla ölüm arasında bir fark.

Herkes takdir edilmek ister ama takdir etmek konusunda cimriyizdir nedense.
Daha do
ğrusu birisiyle ilgili olumlu düşünce ve duygularımızı dile getirmeyi pek aklımıza getirmez, nasıl olsa onların bunu bildiklerini ya da
hissedeceklerini varsayarız.

Bugün fark yaratan insan ol. Sevdiklerini, hatta çok yakından tanımadı
ğ
ın halde takdir ettiğin kişileri takdir etmek için adım at. Takdir edilmek
ya
ş
ama sevincini ve gücünü artırıyor.
İ
ster mavi kurdeleyi, ister kırmızı kalpli mavi kurdeleyi takdirinin sembolü olarak ver sevdiklerine, öğrencilerine, çalışanlarına, patronuna, bakkalına, kapıcına. Birilerine 'iyi ki varsın' dediğimizde kendi
varlı
ğımızı da onaylamış
oluyoruz. Var eden var olur. Varolmanın dayanılmaz hafifliği bu.
Birisini seviyor musun? Ona söyle.
Birisi senin hayatını olumlu etkiledi mi? ona telefon et. Hayatında fark yaratan birileri oldu mu? Onlara mektup yaz, not yaz, kart yaz ya da e-mail
gönder.
Bu insanlara duygularını ifade etmek için bir gün daha beklemeden harekete geç. Özellikle yazılan
şeyler, daha kalıcı olur. Çekmecende sakladığın
mektupları bir dü
şün. Yazılarak paylaş
ılan duygular özeldir. Bu mektupları,kartları özellikle kendini mutsuz hissettiğin günlerde okumak, bir
antidepresan ilaçtan çoook daha etkilidir; ne kadar
ş
anslı ve mutlu olduğunu hissedersin birdenbire.
Hayat, söylenmemi
ş sözleri ertelemek için çok kısadır. Yazdığ
ın birkaç cümle, öylesine büyük fark yaratabilir ki.


alıntıdır


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/10/2009 - bağlanmayacaksın....

Bağlanmayacaksın....

 

 Heartbreak hotel
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, ya da pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


Can Yücel


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/10/2009 - Dünyanın en iyi saklanan 3 sırrı!

Dünyanın en iyi saklanan 3 sırrı!
Coca Cola, KFC ve Oliver Crowwell...

1-) COCA COLA'NIN FORMÜLÜ!

Dünyanın en çok kâr eden şirketlerinden Coca Cola'nın formülünü ölesiye saklamasından daha
doğal birşey yoktur. Birçok kola markasına rağmen hala dünyanın lideri konumundadır. İçindekileri herkes merak ediyor ama sadece bilinenlerden kabarcıklı su, yüksek oranda fruktoz mısır şurubu, kafein ve kahverengi boya maddesinin olabileceği.

KİM BİLİYOR?

Sadece dünyada 2 kişi... Söylentilere göre 2 kişide formülün yarısını biliyor ve ancak birlikteyken gerçek formül ortaya çıkıyor.

NASIL SIR OLARAK SAKLANABİLİYOR?

Formülün orjinali ve kopyaları Atlanta'daki SunTrust Bankasında tutuluyor. Bu sırrın iyi saklanması için şirket SunTrust Bankasına 48.3 milyon dolar bir pay ayırmış. Coca Cola şirketinin politikaları arasında sırrı bilen 2 kişinin aynı uçaklarda seyahat etmesi yasak. Bütün bu sırra rağmen kolanın içinde coca bitkisinden bir katkı olduğu biliniyor.

2-) KFC'NİN 11 ŞİFALI OTU VE SOSU

KFC firmasının menü sırları 1930'lu yıllarında benzin istasyonu işleten Harland Sanders'ın
müşterilerine sattığı tavuklardan geliyor. Kentucky Corbin'den çıkan bir başarı hikayesi. 1936'da savaş sırasında askere katılmamasına rağmen başarılarından dolayı eyaletinden madalya bile almış. Bu alandaki başarılarını devam ettiren Sanders bir restoran zinciri kurmaya başlar ama asıl şirketin en büyük kozlarından biri 11 şifalı ot ve özel sosları olur.

Kim biliyor?

Coca Cola firmasında olduğu gibi sadece 2 yönetici bu sırrı biliyor.

Nasıl sır olarak saklanabiliyor?

KFC'nin ana şirket binasında sır saklanıyor. Görevimiz Tehlike'den Tom Cruise gelse bu formülü alamayabilir çünkü çok iyi bir şekilde korunuyor. Ana üssteki güvenlik şefinin açıklamarına göre, sırrın korunduğu yerin tanımı şöyle: "2 metre kalınlığında duvarları olan bir oda, heryeri kameralarla dolu, 7/24 silahlı görevliler hazırda tutuluyor, 2 farklı anahtarı, 2 farklı PİN şifresi" Evet bunlar bir tavuk için yapılıyor ama dünyanın en çok tavuk satan firması olduğu düşünülünce garip kaçmıyor.

3-) OLIVER CROMWELL'İN KAFASININ OLDUĞU YER

Oliver Cromwell 1600'lü yıllarda İngiltere'de monarşik yapıyı tek başına sona erdiren önemli
isimlerden biri. Cromwell'in doğal nedenlerden dolayı ölümünden sonra monarşik yapı tekrar kurulmuştur. Kral II. Charles'ın emriyle mezarı kazılarak ölü olan Cromwell'in tekrar öldürülmesi emri gelmiştir. Cesedini 12 saat ipte asılı tutan Kral Charles Cromwell'in başını kestirtmişti. Daha sonra Cromwell'in kellesi müze tarafından devralındı daha sonra ise bir koleksiyoncuya satıldı. Kellenin son sahibi 1957 yılında ölünce oğlu kelleyi saklamak istemedi ve gömmek için uygun bir yer aradı. Başı gömmek için 3 yıl yer arayan aile sonunda bunu gerçekleştirebildi. Şuan ise 2 kişi kellenin yerini biliyor.

Kim biliyor?

Cambridge Üniversitesi'nden 2 profesör.

Nasıl sır olarak saklanabiliyor?

Mezarın üstünde bir işaret yok ama yakınlarında mezarın yönünü gösteren bir işaret var. Bu sır sadece profesörlerden profesörlere aktarılabiliyor.

WWW.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/10/2009 - balık yerken neden beyaz şarap içilir?

Kategori: Yemek Tarifleri
  

BİLİM adamları, balığın yanında neden beyaz şarabın tercih edildiğini keşfetti!Fish and Wine

Çünkü kırmızı şarap balığın balıksı tadını hoşa gitmeyecek şekilde artırıyor. Araştırmacılar, kırmızı şaraptaki demirin deniz ürünlerindeki maddelerle reaksiyona girdiğini ve böylece ağızda hoş olmayan bir tat oluştuğunu belirledi. California Üniversitesi’nden Prof. Takayuki Tamura ile meslektaşları, içinde yüksek miktarda demir bulunan şarabın, balığın tadının daha da yoğun hissedilmesine yol açtığını belirttiler. Araştırmada, bu yoğun balıksı tadın, şaraba demiri ayrıştıran bir madde ilave edildiğinde azaldığı saptandı. Prof. Tamura, “Bazı literatürde deniz ürünleriyle kırmızı şarap birlikte tavsiye edilmez, çünkü kırmızı şarap balıkla çatışır ve demirsi bir tat, balıksı ve metalik aroma ağızda acılık hissi yaratır” dedi. Beyaz şarabın içindeki demir oranı üzümün yetiştiği toprağın bileşimine, meyvenin üzerindeki toza, hasat sırasındaki kirlenme, nakil ve fermantasyon sırasındaki koşullara bağlı olarak değiştiği belirtildi

 www.gazetevatan.com


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/10/2009 - kur'an ayetleri bebeğin vucudunda beliriyor! mucize mi!

Bilimin açıklayamadığı bebek
 
Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde bulunan Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi


Doğduktan iki gün sonra bebeğin vücudunda yazıların ortaya çıkmaya başladığını söyleyen anne ve babası ortaya çıkışında bebeğe oldukça acı veren yazıların kendilerini şok ettiğini açıkladı. 

Genellikle Pazartesi ve Cuma günleri farklı yazıların ortaya çıktığı belirtilen bebekte son çıkan yazıda ise; "İşaretlerimi insanlara gösteriniz" yazdığı tespit edildi. Doktorlar durumun görülmemiş bir vaka olduğunu belirtirken, bilimsel bir açıklamasının da bulunmadığını söylediler.

Dağıstan'da doğan bir erkek bebeğin vücudunda Kur'an-ı Kerim'den ayetlerin belirlediği iddia ediliyor. Rus televizyonları Vesti 24, Beşinci Kanal, Zvezda ve birçok internet sitesinde yer alan haber, ülkede tartışma konusu oldu.

İlk olarak 'Russia.Ru' web-sitesi tarafından yayınlanan haberde, Dağıstan'a bağlı Krasno-Oktyabrsk köyünde doğan bir çocuğun vücudunun farklı kısımlarında Kur'an-ı Kerim'den ayetlerin belirdiği iddia edildi.

İddiaya göre, Yakubov ailenin ikinci erkek çocuğu olan Ali'nin vücudunun çeşitli kısımlarında Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve dini yazılar kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ailenin henüz dokuz ayını doldurmamış minik Ali'nin bu durumunu kimseye anlatmak istemediği, ancak "Yazıları insanlara gösterin" yazısı belirince ailenin olayı başkalarına anlattığı illeri sürülüyor.

Hamileliği döneminde çok sayıda din içerikli rüya gördüğünü iddia eden Ali'nin annesi Madina Yakubova, yazıların çocuğun doğumundan itibaren sürekli ortaya çıktığını söylüyor. Anne Yakubova, " İlk önce Allah'ın adı yazıldı. Daha sonra Ramazan'ın başlangıcıyla vücutta Kur'an-ı Kerim'den ayetler belirlemeye başladı. Yazılar çıkmaya başladığı anda çocuk ağlayıp sızlıyor." dedi . Yakubova yazıların çıktığı zamanlarda çocuğun geceleri uyumadığını ve ateşinin 40 dereceye kadar yükseldiğini anlattı.

Sağlık görevlisi Saida Rasulova ise olayı tıbbi açıdan açıklayamadıklarını söylüyor. Rasulova, ilk gördüklerinde yazıları ben ya da alerjik bir durum sandıklarını ifade etti.

Yazının çocuğun vücudunda üç gün durduğunu, ardından silindiğini anlatan Merkez Camisi imamı Abdullah, çocukta belirlenen en son yazının "Allah her şeyin yaratıcısıdır." şeklinde olduğunu illeri sürdü.



(CİHAN)
 



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/10/2009 - gelecekten gelen adam!!



Federal güvenlik görevlileri, içeriden bilgi sızdırma suçlaması yüzünden bir Pria Yang Mengaku Berasal Dari Tahun 2256Wall Street borsacısını tutuklayıp sorgulamaya başladılar. Tutuklanan borsa dahisi, 2256 yılından günümüze zaman yolculuğu yaptığını iddia ediyor!

"Security and Exchange Commission" kaynaklarına göre 44 yaşındaki Andrew Carlssin, 28 Ocak tarihindeki tutuklanmasına yol açan şüphe uyandırıcı olağanüstü borsa başarısını yukarıdaki gibi garip bir şekilde açıklamakla yetiniyor.

Bir SEC görevlisi şöyle diyor: "Bu adamın palavralarına inanmıyoruz, ya delinin teki ya da patolojik bir yalan söyleme vakası."

"Ancak bir de şöyle bir gerçek var elimizde: Adam 800$'lık bir yatırım ile başlamış ve 2 hafta içinde sahip olduğu portföy 350 milyon doların üzerinde! Borsa üzerinden gerçekleştirdiği tüm alışlar ve satışlar beklenmedik gelişmelerin bilgisine dayanıyor, bunu şans faktörü ile açıklamak mümkün değil."

"Bu bilgilere sahip olmasının tek bir yolu ver, işlem yaptığı şirketlerle ilgili içeriden bilgi sızdırmış olması ki bu da yasadışı. Bize bilgi kaynaklarını söyleyene kadar onu Rikers Adası'ndaki bir hücrede tutmayı düşünüyoruz."

Geçen yılki borsa dalgalanmaları pek çok yatırımcıyı beş parasız bırakmıştı. Aynı esnada Carlssin 126 çok riskli işlem gerçekleştirip hepsinden de yüksek kazançlar elde edince gözler bir anda bu borsacıya dönmüştü.

Carlssin, 200 yıl ileriki bir tarihten, yani gelecekten günümüze geldiğini iddia ediyor ve tabii o zamanki tarih ve istatistik kayıtlarında da günümüzdeki borsa dalgalanmaları detaylı olarak yazıyormuş.

Carlssin'e göre: "Bu fırsata karşı koymak çok zordu. Aslında her şeyin sıradan ve doğal görünmesini planlamıştım. Bilirsiniz işte, sağda solda birkaç doları bile bile kaybedecek ve böylece normal bir borsacı görüntüsü çizecektim ancak son anda yakalandım."

Üzerine gidilen Carlssin, Usame Bin Ladin'in akıbeti ve AIDS'in çaresi gibi tarihi gerçekleri de açıklayabileceğini söyledi, tek ihtiyacı olan zaman makinasına binmesinin izin verilmesi.

Ancak Carlssin, makinanın nerede olduğunu bir türlü söylemediği gibi nasıl çalıştığını açıklamayı da reddediyor, sebep: "bu teknoloji kötü güçlerin eline geçebilir."

Yetkililer bu adamın iddialarının palavra olduğu konusunda hemfikir ancak bir SEC yetkilisi şunu itiraf ediyor: "Elimizdeki tüm federal kayıtları taradık, Andrew Carlssin isimli biriyle ilgili olarak, böyle bir adamın yaşadığını, bir şeyler yaptığını gösteren Aralık 2002 tarihinden önce hiçbir kayıt yok."

 Ilk okuduğumda klasik maillerde dolaşan hikayelerden birisi olduğunu düşündüm ama googleda arayınca aralarında yahoo entertainment news'in de olduğu bir çok yerde bu konuda yazılmış bir şeyler gördüm. (http://tv.yahoo.com/news/wwn/20030319/104808600007.html) Hala uydurma olma ihtimali var ama ya doğruysa?

ALINTIDIR

 


Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2009 - hipnozla göğüs büyür mü?

Aslında o bir hipnozcu ama ona 'İkna edici adam' diyenler de var. İşinde başarılı olmasının en büyük nedeni ise bir hayli iginç. David Knight, hipnotize ettiği kadınların göğüslerini büyüttüğünü iddia ediyor. Evet, evet o ya bir uzman ya da tam bir şarlatan

LONDRA -
Şimdiye kadar yüzde 85 oranla başarı sağladığını söylüyor. Pek çok kadının
küçük göğüslerinden şikayet ettiğini ve hatta mutsuz olduğunu iyi bildiğinden karşı cinse mutluluk getirmek için bambaşka bir hipnoz tekniği uyguluyor. David Knight, bir cd'yle müşterilerini önce hipnoz ediyor. Daha sonra onlara göğüslerinin büyüdüğünü söylüyor. Ve ona göre gerçekten de göğüsler büyüyor.

Hipnoterapist Knight, bugünlerde sadece kadınların göğüslerini büyütmesiyle tanınıyor. Kimilerine göre o tam bir palavracı, kimilerine göre ise işinin ehli bir uzman!

Kimseye sırrını vermemekte ısrarlı olsa da, göğüslerini büyütemediği kadınlara ödedikleri parayı geri vereceğini de garanti ediyor. Knight, "Bana gelen müşterilerimin göğüsleri zihnimini yardımıyla büyüyor" diyor. Peki gerçekten öyle mi?

(YAŞAM ÖZEL / GAZETEPORT)



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/10/2009 - şişeyle intihar mı?..... yersen...

Şişeyle bir garip intihar girişimi

TURGUTLU (Manisa), (DHA) Manisa nın Turgutlu İlçesi'nde, eşi tarafından hastaneye getirilen 61 yaşındaki K.Y.'nin makatındaki soda şişesi cerrahi müdahele ile çıkartıldı. K.Y.'nin eşine, şişeyle intihara kalkıştığını söylediği iddia edildi.

Turgutlu Subaşı Mahallesi Narlı Sokak'ta oturan K.Y., geçen pazar günü saat 17.30 sıralarında eşi 57 yaşındaki N.Y. tarafından, makatında kanama şikayetiyle Turgutlu Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Doktorların yaptığı muayene ve tetkikler sonucunda, K.Y.'nin makatında soda şişesi olduğu belirlendi. Şişe, cerrahi müdahaleyle çıkartıldı. İki gün gözlem altında tutulup tedavi edilen K.Y., önceki gün taburcu edildi. K.Y.'nin ifade veremeyecek durumda olması üzerine polis, eşinin ifadesine başvurdu.

N.Y.'nin ifadesinde, “Alışverişten döndüğümde eşimi evde acı içinde kıvranırken buldum. Ne olduğunu sorduğumda, ‘Hakkını helal et. Ben intihara teşebbüs ettim. Sabah makatıma şişe soktum’ dedi. Bunun üzerine kendisini hastaneye götürdüm” dediği belirtildi.


www.milliyet.com.tr


(nacizane yorumum şudur ki, sanırım amca fazla zevke gelip şişeyi içine kaçırıverdi!!! bu sapıklığını kimselere diyemedi, şişeyi de içinden çıkaramayınca kendince makul bir yalanı söyleyiverdi!! intihar edicektim!! yemedik ki bizz:)) geçmiş olsun amcaya, umarım akıllanmıştır...)



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/10/2009 - lilith

Ve başlangıçta Havva'dan önce Lilith vardı. Adem'in ilk karısı. Gizemli ve baştan çıkarıcı. Kanatları Dosya:Collier-Lilith.jpgolan ateşli, tahrik edici karaktere sahip olan bir yaratık. Bir tanrıça mı? Bir şeytan mı? Yoksa onu takip edemeyen kaba toprak parçası Adem'in kendisine müdahale etmesinden hoşlanmayan bir kadın mı sadece? Kaynaklar onun hakkında neler söylüyor? Geçmiş ve gelecekte, Lilith hakkında bu kadar ilgi çekici olan şey nedir ki; çoğu zaman sevilmeyen, lanetlenmiş, zaman zaman Havva tarafından yeri doldurulan ve bazı zamanlar ise Tanrı'nın sağında oturan bu kadın popülerliğini yitirmiyor.

Lilit: Işığın bir meleği mi?
İsa'nın dişisi mi?
İlk kadın Şaman mı?
Neden Musevi Hıristiyan erkek fantezileri tarafından rahat bırakılmıyor?







LİLİTH
İnsanlığın öyküsü Adem ve Havva ile başlıyor, öyle mi? Eski bir yahudi efsanesine göre, bu öykü Adem'le Havaa'dan öncesine uzanıyor. Yani Adem'in ilk eşi Havva değil, Lilith adında bir kadındır. Ama, tarih boyuncagizlice aramızda dolaşıp, her kadın-erkek tartışmasında kendini gösterse de onu çok az tanıyoruz.
Sözü edilen efsane şöyle başlıyor: Tanrı topraktan Adem ile Lilith'i yaratır. Mutlu mutlu yaşasınlar diye onları cennete yerleştirir. Ama bu iki insan çifti bir türlü huzur bulamaz. Sorunları mı? Günümüz çiftlerinin sorunlarından farklı değildir. Adem ilişkide her alanda söz sahibi olmak ister. Ancak Lilith buna karşı çıkar. Özellikle cinsel ilişki sırasında Adem'in hep üstte yer almasını aşağılayıcı bularak itiraz eder. Kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını, yani eşit olduklarını savunur. Adem ise kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzü; Lilith'i de ürün veren toprağa benzeterek bu şekilde birleşmek konusunda diretir. Adem tavırlarında ısrar edince, Lilith, birlikte yaşamalrının zor olacağına karar verip Tanrı'nın söylenmemesi gereken adını anarak göğe doğru yükselir. Sahip olduğu olanakları terk eden Lilith'in yeri artık dışlanmışların arasındadır. Çevresindeki cinlerle ve cinlerin kralı Şamael (Şeytan) ile ilişkiye girer ve onlardan çocuklar doğurur.
Dosya:Lilitu.jpgBu arada cennette yalnız kalan Adem, Tanrı'ya dua ederek Lilith'i geri ister. Tanrı, Sanvai, Sansanvai ve Semangelof isimli üç meleği geri çağırmak üzere Lilith'e gönderir. Meleklere, dönmediği takdirde her gün yüz çocuğunun öldürüleceğini emreder. Ama, o kesinlikle dönmeyeceğini bildirir. Ve tehdit yerine getirilir...
Lilith, duyduğu acıylabundan sonra, bütün hamile ve doğum yapmış kadınların, bebeklerin başdüşmanı olmaya yemin eder. Erkek çocukların doğduktan sonra ilk sekiz gün, kız çocukların ise ilk yirmi gün içinde canını alacaktır. Sadece yakınlarında bu üç meleğin ismi ya da şekli bulunanlara dokunulmayacaktır. Lilith artık kötüler tarafına geçmiştir.
Bunun üzerine Tanrı Adem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yaratır. Bu yeni kadın, Adem'den bir parça olduğu için, ona karşı çıkmayacaktır.

Aslında Lilith ahkkında pek çok efsane ve öykü var. Örneğin Talmud'da (Tevrat'ın başta yazılı olmayıp, sonradan yazılı hale getirilen ikinci bölümü) ondan dişi bir şeytan olarak söz edilir. Bu rolüyle bir hayalet gibi yüzyıllarca tarih sayfalarında dolaşır. Kadın ve çocukları hedef alır, erkekleri baştan çıkararak onlara zarar verir. Yaptıkları bunlarla sınırlı değildir. Bir hayalet gibi kadınların beynine girip, erkeklerle eşit haklara sahip olma savaşını günümüze kadar sürdürür. Bazı efsanelerde de cadı suretinde çıkar karşımıza. Lilith'e hepsi birbirinden farklı, ancak hepsi de kötü yakıştırmalarınniye yapıldığını anlayabilmek için geriye dönüp, dinler tarihine ve efsanelere bir göz atmak gerekiyor.
Lilith'in geçmişi tektanrılı dinlerden çok daha önceye, eski Mezopotamya uygarlıklarına kadar uzanıyor. Genellikle Sümer ve Bebil mitolojisindeki rüzgar tanrıçası Lilitu ile ilişkilendiriliyor. Lil, fırtına ya da rüzgar anlamına geliyor.

Lilith, Adam and Eve


Bir babil metninde ise, büyük tanrıça İştar'ın tapınak fahişesidir. İştar, eski doğu dinlerinde şevhetli aşkın, tutkunun ve baştan çıkarıcılığın tanrıçası kabul ediliyordu. Bu özellikleri nedeniyle, fahişelerin, özellikle de kült olan tağınak fahişelerinin koruyucu tanrıçasıydı.
Tapınak fahişeliği meşru bir işti. Herodot'un bize ulaşan yazılarında, Babil'de her genç kızın bir kez yabancı bir erkekle cinsel ilişkiye girmek zorunda olduğu biliniyor. Ancak, bu tapınak fahişeliği kesinlikle küçük düşürücü bir iş değildi. Babillilerin yabancı erkekleri tanrı olarak gördüğü sanılıyor. Kendilerini onlara teslim eden genç kızlar, simgesel olarak tanrılarıneşi haline geliyor ve kutsallaşıyorlardı.
Lilith'e bazı özellikler Babil'in kötü tanrıçası (belki de dişi şeytanı demek gerek) Lamatsu'da da görülüyor. Lamatsu halk arasında albastı ya da lağusa hastalığı olarak bilinen rahatsızlığın ortaya çıkmasını sağlıyor, hamilelere zarar verip yeni doğan bebekleri öldürmeye çalışıyordu. Lilith'in özellikleri Lamatsu'ya aktarılmış olabilir miydi? Yoksa tersi mi yapılmıştı?
Lilith'in Yahudi efsanelerinde ne zaman boy gösterdiği bilinmiyor. Çünkü tanrılar ve efsaneler, doğu kültürlerinin birçoğunda ortaktı ya da büyük benzerlikler taşıyordu. Yine de her koşulda, Yahudilerin şeytanla ilgili inanışlarında önemli bir yere sahipti. Erkeklerin aklını başından alan bir şeytan olarak görülüyor ve ondan çok korkuluyordu.
Bu konuda en eski kaynak olan Tevrat'a bir göz atıyoruz. Ancak Tevrat'ta bir tutarsızlık göze çarpıyor. Kutsal kitabın bir yerinde "Ve Allah insanı kendi suretiyle yarattı ve onları erkek ve dişi olarak yarattı." deniliyor. Ancak ilerleyen baplarda daha farklı anlatılıyor: Tanrı doğuda Aden'de bir bahçe yapıyor. Adem'i oraya koyuyorve yalnız kalmasın diye kaburgasından kadını yaratıyor. Talmud'a göre Adem'le aynı anda yaratılan kadının adı Lilith'tir. Çünkü başka türlükutsal kitaptaki bu tutarsızlığı açıklamak mümkün değildir.
Adem'il ilk eşi Lilith'e daha sonra 9. ya da 10. yüzyıllara ait "Ben Sira Alfabesi"nde rastlıyoruz. Metnin ana kahramanı, M.Ö. 600'lü yıllarda yaşadığı sanılan Ben Sira. Yazarın kim olduğu bilinmiyor. Bu el yazmasına göre Tantı topraktan Adem ve Lilith'i yaratmıştı. İlgili bölüm şöyle devam ediyor: "Kısa bir süre sonra birbiriyle kavga etmeye başlarlar. Adem'e şöyle der: Ben altta yatmak istemiyorum. Ama Adem: Ben altta değil, üstte yatmak istiyorum, çünkü sen altta yatacak kişi olarakbelirlendin. Lilith ona: İkimiz de aynı haklara sahibiz, çünkü ikimiz de topraktan yaratıldık. Ama ikisi de birbirini dinlemez." Bunun üzerine Lilith gökyüzüne yükselerek kaybolur. Üç meleğin Lilith'i geriye dönmeye ikna çabaları işe yaramayınca, Tanrı, Adem için bu kez Havva'yı yaratır.lilith
Bir başka bölümde de Lilith üç meleğe şöyle der: "Ben çocuklara zarar vermek üzere yaratıldım, doğumdan sonraki ilk sekiz gün içinde erkek çocuklarına, yirmi gün içinde de kız çocuklarına. (Ama) Yemin ederim: Sizi ya da görüntünüzü bir muska ya da tılsım üstünde görürüsem, o çocuğa hiçbir zarar vermeyeceğim." O günden bu yana çeşitli kültürlerde, yeni doğan çocukların kötü kalpli Lilith'e karşı korunması için özel tılsımlar kullanılmaya başladı. Lilith'in halk inanışlarında varlığınu yıllarca korumasının ve bir gün gelip de bir şekilde cadılarla ilişkilendirilmesinin nedeni de budur.
Lilith efsanesi Ortaçağ'ın başlangıcında, Yahudilerin ezoterik yazması Kabala'da da (Yahudi ruhbanlarının, asırlardır birbirlerine aktardıkları ve Kutsal Kitap'ın "gizli anlamları" ile ilgilenen bir tür okültizm -gizlicilik- ve mistisizm) yer almaş. Burada erkekleri baştan çıkaran ve uğursuzluk getiren dişi şeytan olarak tarif ediliyor: "Her türlü süs malzemesiyle süslenip cilveli bir kadına dönüşüyor. Onun süsü, gül gibi kırmızı saçları. Sözleri yağ gibi yumuşak, dudakları dünyadaki her şeyden daha tatlı. Ona yönelen ve (afrodizyak olarak yılan zehriyle karıştırılmış) şaraptan içen aptallar onunla zina yaparlar." Ama sonra uyandıklarında onları öldürürü ve cehennemin tam ortasına atar. Aslında onun niyeti sadece erkekleri baştan çıkarıp çok sayıda çocuk doğurmaktır.
Kabalacılar için Lilith temiz olmayan, fahişe bi kadını simgeliyor. Kabala'daki bir paragrafta, ayrıldıktan sonra Adem'i yeniden baştan çıkardığı yazıyor. İşlediği bu günahtan sonra Adem, 130 yıl cinsel pehrizli yaşar. Adem, böyle bir şeyin tekrar başına gelmemesi için, kendini dikenlerle korumaya çalışır. Ancak uyurken Lilith Adem'in üstüne çıkar ve onu uyararak boşalmasını sağlar. Lilith, bunun ardından "insanlığa ceza" olarak adlandırılan yaratıkları dünyaya getirir. Kabala'nın bir başka yerinde de şöyle yazıyor: "Lilith en sonunda oarda burada dolaşarak insanoğullarına sarkıntılık eder ve kendi kendilerini kirletmelerini sağlar." Bunun ardından adı "tohum hırsızı"na çıkar.
Kuşkusuz Havva'nın işlediği "günah"tan da o sorumludur. Kabalacıların ana eserinden Zohar'da (İhtişam Kitabı ya da Işık Kitabı) yer alan efsaneye göre adet döneminde olduğu halde, Adem'le birlikte olma konusunda Havva'yı kandıran o yılan ve fahişe Lilith'ti.
Lilith'le daha sonra Flistinliler aracılığıyla Yunanlılar da tanıştı. Onu, hayaletler ve diğer hayali görüntüleri yöneten tanrıça Hekate'nin kişiliğiylr birleştirdiler. Bu konu Geç Antikçağ'da Yahudi olmayan gnostik akım yandaşlarının da ilgisini çekti. Onlar tarafından yazıya aktarılan bir efsanede, Lilith'in İsrailli peygamber İlyas'ı nasıl baştan çıkardığı anlatılıyor. Lilith ona şöyle der: "Senden çocuklarım var." Ve o yanıt verir: "Benden nasıl çocukların olabilir, ben bir aziz gibi yaşıyorum." Lilith der ki: "Evet, ama uykunda, rüyalarında sık sık boşaltıldın. Tohumlarını alarak hamile kaldım." Bu metin M.S. 4. yüzyıla ait. Lilith, özellikle bu tarihten sonra hep aynı motifle işlenir. O bir "tohum hırsızı"dır.
Lilith efsaneleri, Hıristiyanlık dünyasıyla tanıştıktan sonra, batılıların hayal gücünü harekete geçirdi. Özellikle Kabalacı yazılarının araştırılmasıyla, Lilith bütün dünyada tanınır hale geldi. "Kötü kalpli Lilith" her yerde ilgi gördü. Çünkü o, normalde açıklanması ya da kavranması mümkün olmayan şeyleri rahatlıkla üstlenebilecek bir kişilikti. Bu özelliği, onun "cadılar"la özdeşleştirilmesi için gereken köprüyü oluşturuyordu.
Ortaçağ'ın sonlarına doğru başlayan ve inanılmaz bir toplumsal histeriye neden olan cadı ve büyücü furyasıyla birlikte, Lilith'in adı da sık sık anılmaya başladı. Ayrıca o, kadınları baştan çıkarma konusunda Şeytan'ın en büyük yardımcısıydı. Artık, kötü amaçlı kullandığı güzelliği ve baştan çıkarıcılığı ön plana çıkıyordu. İnsanlar bir yandan büyü ve tılsımlarla ondan korunmaya çalışırken, diğer yandan kendilerini onun büyüsünden kurtaramıyorlardı. Böylece 19. yüzyıla gelindiğinde Lilith ressamlar ve edebiyatçılar için sevilen bir motif oldu. Artık dini kimliğinden yavaş yavaş kurtuluyordu. İngiliz ressam Dante Gabriel Rossetti'nin yaptığı "Lady Lilith" tablosunda bu cadı, Victoria Dönemi'nin güzellik anlayışına uygun olarak tasarlanmış ve gösterişli dekoltesiyle uzun kızıl saçlı, biraz dolgun, etli dudaklarla resmedilmiş.
Edebiyat dünyasına da girince, şeytan kadın kimliği tamamen kayboldu. Artık ona korku ve nefretle bakılmıyor, hatta sempatik bile bulunuyordu. Her ne kadar şurada ya da burada, nahif ruhlu insanlar dikkatli olmak adına tılsımlarına güvenmeye devam etseler de, aydın fikirliler kötü kalpli şeytan kadın tiplemesini raflardaki tozlu dosyalara kaldırmışlardı. Hoşa giden ve benimsenen, onun baştan çıkarıcı özelliği değildi. Lilith'in Adem'in ilk eşi olduğunu anlatan efsaneye odaklanılmıştı. Çünkü bu öykü, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne uzanan bir tartışmayı başlatmıştı. Özellikle son yüzyıldır iyice kesinleşen bir tartışmaydı bı: eşitlik, daha doğrusu kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik sorunu.
Psikanaliz uzmanı ve araştırmacı Siemund Hurwitz, "Adem ile Lilirh arasındaki güç savaşı"nı, asırlarca süren ve babaerkil sistemdeki erkeğin konumu ile kadınların eşit haklara sahip olma talebini temel alan cinsiyetlerarasi savaşın aynadaki görüntüsü olaran değerlendiriliyor.
Aslında ne Antikçağ, ne Ortaçağ ne de onu izleyen yüzyıllarda bu sorun çok önemsenmedi. Cinsiyetler arasındaki ilişkiyi karşılaştırmaya gerek yoktu: Kadın erkeğin egemenliği altında olmakzorundaydı. Havari Aziz Paulus, "Erkek kadından değil, kadın erkekten yaratılmıştır. Erkek kadının isteklerini değil, kadın erkeğin isteklerini yerine getirmek üzere yaratıldı." demişti. Ne de olsa kadın Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştı. Bu bakış açısı, kadının yüzlerce yıllık toplmsal konumunu belirleyen ana etkendi.
Kadın, dört büyük dinde de "günah kazanı" olarak görüldü. Bunun nedeni Havva'ya kadar uzanıyor. Yasak meyveyi her ikisi de yemesine rağmen, işlenen günahtaki suçluluk payı eşit değildi: Kandırılan Adem değil, Havva'ydı. Çünkü, yılanın sözüne inanmıştı. Adem kuşkusuz inanmamıştı, ancak biricik eşi ile ilişkilerini tehlikeye atmak istememişti sadece. Söz konusu bir günah olsa dahi, günahkar ve suçlu olan kadındı. Şeytanla işbirliği yapması ve cadılıkla suçlanabilmesi için önemli nedenlerdi bunlar.
Bu dayanaklardan güç alan erkekler, kadınların kişiliğini adeta baskı altına aldılar ve onları kendilerine ait bir mal gibi gördüler. Geçen yüzyıl içinde yoğunlaşan kadın direnişi buna karşı çıktı. Eşit haklar ve özgürlük için savaşan Lilith'i de kendilerine simgesel figür olarak seçtiler. Lilith'in savaşını başarıyla sona erdirememesi onaları yıldırmıyor. Lilith efsanesi, arzuladıkları toplumsal konuma ulaşmak için onları biraz daha kamçılıyor...
Lilith İbranice'de "geceye ait olan" anlamına geliyor. Adından da anlşılacağı üzere, çağlar boyu kadınalara yakıştırılabilecek bütün olumsuz özelliklerin taşıyıcısı olmuş: Baştan çıkarıcı, fahişe, cadı, vampir, cinlerin başı, gece canavarı onun ünvanlarından bazıları. Saf, edilgen cinselliği ancak yasak meyveyi tadınca öğrenen Havva'nın tersine, başından itibaren gücünün ve cinselliğinin bilincindedir ve yeri gelince kullanmaktan da çekinmez.
Kendi başına buyruk, zapt edilemez, denetlenemez olduğundan, özellikle tektanrılı din adamlarının sürekli abskı altına almaya çalıştıkları bir kadın örneği, erkeğin kadına ve cinselliğe dutduğu korkunun bir simgesi aslında. Dolayısıyla ölümlü insanların arasında yeri yoktur. Yeri bilinmeyen, açıklanmayan kötülüklerin geldiği karanlık güçlerin dünyasıdır.
İyi ile kötüyü ayırt etmeyi sağlayan ağacın yasak meyvesinden yemediği için ölümsüz kalmış, cennetin yakınlarındaki bir dağ geçidinde şeytanlarla birleşerek Şeytan'dan "Lilim" adı verilen çocuklar doğurmuştur. Tevrat'ta şöylr yazıyor: "Ve çölün vahşi hayvanları ile kurtlar buluşacak; evet, gece canavarı orada yerleşecek ve kendisi için istirahat yeri bulacak..."
Sembolik hayvanı baykuştur. Tablo ve heykellerinde, genellikle ay şeklinde taçla tasarlanmıştır.
Yahudi kadınlar, eşlerinin bu şeytan kadına kapılmamaları için yatak odalarının duvarlarına bir daire içinde "Adem ile Havva buyursunlar içeri, girmesin kapıdan 11 (LILITH-Lilith)" yazıyorlardı. Nümerolojiyle uğraşanlar 11'i kötülükle yüklü olduğu için korkunç bir sayı olarak kabul ediyorlar. Kabalacılara göre bu sayı, iyi ve güzel olan ne varsa tam tersini temsil ediyor. Günah yüklü, zarar verici ve mükemmel olmayı reddetmiş bir sayıdır bu.
Modern çağlarda Lilith feminizmin simgesi haline geldi. Bu isimde dergiler çıktı, kafeler açıldı, sadece kadın müzisyenlerin katıldığı "Lilith Fair" adlı gezici müzik festivalleri düzenlendi, "ideal kadın" olarak tanımlanan Havva gibi olmak istemeyen kadınlar, tepkilerini dile getirmek için kız çocuklarına Lilith adını verdiler.


ALINTIDIR



Sitenize Ekleyin:

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kafama göre takılıyorum:) her telden çalarım ben!! bakarsınız bir köşede mizah yazıları, öteki köşede yemek tarifleri, yalnız kalmış bir aşk şiiri ise ''hani bana köşe, hani bana köşe'' diye ağlıyor!! zamanla dostlar herşey... birazcık zaman istediğim şey...
The Hunger Site

Kategoriler

  • Benim Yazilarim
  • Bilgisayar ve Teknoloji
  • Esrarengiz Konular
  • Hikayeler
  • Ilginc Haberler Dunyadan
  • Ilginc Haberler Yurttan
  • Kadin
  • Karikaturler
  • Mizah
  • Moda
  • Muzik - Video
  • Resimler
  • Saglik
  • Siirler ve Yazilar
  • Yemek Tarifleri

  • bannerim

    .

    sitemin banner kodu

    >.

    Arkadaşlarımın bannerleri

    Image Hosted by ImageShack.us
    Haydi Sende Sepetle...!
    selmahlc CafeRose

    Arkadaşlarım

    http://www......mid width=163 height=43 type=audio>
    Add to Technorati Favorites Add to Technorati Favorites Lifestyle Blogs - BlogCatalog Blog Directory
    Zirve100
    Upload Music